![]() |
Siyah Kefeni/m.
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] Neden Hep "Sevgiyi" sen öldürüyorsun da mezarını kazmak bana düşüyor ?! Öyle alıştım ki cesetlerini gömmeye en son o siyah kefenin içinde kendi ölümü gömdüğümü inan farkedemedim... Şimdi benim katilim kim ? Sen mi yoksa ben mi ? Hep bi fark mı aradım durdum ya bunca zaman ! Benim diğerlerinden bir farkım olmalıydı dedim çünkü diğerlerinden en fazla ben sevdim seni en çok acını ben çektim.. Bunun içindi belki de beni simsiyah bir kefene layık görmen! Siyah benim rengimdi çünkü matemim // isyanımdı... Ve sen yine benim iyiliğim için öldürmedin beni ! Bunu yine kendin için yaptın çok acı çektiğim için değil... Çünkü uğruna ölmüş bir kız olacaktı sonunda ! Ve sen bundan utanç değil sadece gurur duyacaktın.. İnan artık acımıyor can'ım kangren olmuş bir parmak bibiydim zaten Hissetmiyordum artık hiçbir şey acıysa acı gözyaşıysa gözyaşı kayıpsa kayıp vermiştim işte uğruna verilebilecek herşey... Bir nefes vardı hala adını ağzımdan düşürmeyerek senin için Tükettiğim...onu da çektin yavaş yavaş... Gömdün simsiyah bir kefene... Artık dilimde bile değilsin| Lanet ediyorum gişine bile dayanamayan yüreğime Ne zaman bitiverdi bu aşk bilmiyorum benim kendimle kaldığım anlarda mı, yoksa seni unuttuğumu düşündüğün o yalnız zamanlarda mı ? Gideceksen eğer, anlamsız sözcüklerle zorlama kendini bilirsin an gelir sözcükler yetersizdir, bu yeni doğan bir aşk için ne kadar doğruysa, biten bir sevda için de geçerlidir Bilirim ne telafuz edebilir ne de anlatabilirsin, derim ki sessizce git gideceksen. Hiçbir şeye, hiçbir lafa gerek duymadan eşyalarını toplayıp, o hep bakıp durduğun çiçeklerini, sevdiğin o müzikli kutuyu alıp gitsen yeter bana sessizce git ki gidişin de gelişin gibi kolay gelsin bana... Seni durdurmayı düşünmedim hiçbir zaman, elbet gelişin gibi gidişinin de bir nedeni vardır. Sessizce git ki kalan yalnızca hüzünlerle, gözyaşları olsun durmadan bakıp durduğum deniz manzaramla, üzerine oturup yazdığım koltuğum kalsın yanımda ne insanlar, ne dostlar gerekir Senin gitmenin acısını yaşarken sessizce git ki sessizlikte yıkılı versin yüreğim, kan ağlasın, acı çeksin, haykırıp lanetler etsin, dünyayı, hayatı, yaşamı kötülesin. Öyle çok şey söylesin ki, hiçbir şey söylemeye gücü yetemesin... Bir zahire dönüşmesin kalbim. Lanet ediyorum gidişini bile görmeye dayanamayan yüreğime, seni durdurmaya çalışmayan, sımsıkı tutup saramayan bedenime lanetler ediyorum. Kan akıyor bedenimden, içli şarkılar yetmiyor Sen inerken merdivenlerden ben yanlızca boş bir o dada küfürler ediyorum kendime gitme bile diyemiyorum] Çek o ellerini sefil yüreğimden..! Yorgun bir yolcunun soluğunda gezinir gibiyim adeta... Öylesine kesik kesik ve öylesine tıkanırcasına... Sessiz çığlıklarımda ki acı yanımı bir duysan kanayan yanımı bırakır, çığlıklarımdan oluşan boğaz yırtılmasıyla ilgilenirsin. Hatırlayamadığım o kadar çok gece var ki, gidişinin ardından ağlayıp, karalar bağladığım. Hani her bir göz yaşımı tek tek saymaya kalksam ömrümden ömür geçer. Kırılganlığı, savurganlığımı, kalp ağrılarımı ve kanayan yanlarımı bir kenara koydum diyelim hadi, peki ya ihanetin bedeli... Onu nereye koyacağım ki ey sevgili... Aldatmıştın unuttun mu? bir zamanlar beni... Oysa ki kaçamak yorgun bakışlar emanet ederken gözlerimin derinliklerine, beni sevdiğini sanırdım. Aslında biraz da ben *****dım. Sorgusuz, sualsiz sana bağlandım ve o sahte sözlerine nasıl oldu da inandım. Ben günah işlemedim, sadece seni sevdim... Bu ihanetini hele hiç mi hiç hak etmedim. İhanetinle beyaz sabahlarıma geceyi kattın, karalar çalarak.... Pembemsi renklere bürünmüş hayatımın rengini koyulaştırdın, çamurlar sıçratarak... Susma fasıllar yaşattında bana, konuşamadım istesem de daha...Ceylanın ürkek bakışlarını bakışlarıma mühürledin adeta.. Senden sonra etrafa hep o ürkeksi bakışlarla bakar oldum. Gönül ektiğini biçer derler bir de, hani nerede? Ben mi kör oldum yoksa... Ben bu sonu hak etmedim sevgilim, hak etmedim... Artık istediğin kadar dönmeye çalış dur sen...Pişman olsan da nafile canım, bu yürek seni kustu bir kere... İsyan bayraklarını çektim seni bekliyorum sevgilim. Yolun sonunda uçurum var ve bir de bir zamanlar uçurumlara savurduğun sefil yüreğim... Şimdi gönül gözünü aç ve beni iyi dinle sevgilim; Çekil artık yolumdan, vazgeç önüme devamlı gitmemen için tabular koymaktan.. Ben, ihanet ederken hesap sordum mu, giderken engel oldum mu ben sana... Peki ya şimdi senin bu yaptığın ne öylesyse.... Artık seni ne ben, ne de ihanetinle sefilleşen yüreğim istiyor.Yeter ne olursun, bırak şimdi beni de bulayım kaybolmuşta ki benliğimi...Dayanamıyorum anlasana, kime diyorum ben ya... Çek o ellerini sefil yüreğimden... Ömrünü Ölüme Gelin Ediyorum !.. Bulutlar dokunsan ağlayacak. Güneş yavaş yavaş elini eteğini çekiyor gündüzden, birşeylere kızmışçasına kızarıp yok oluyor ufukta alaca parlak ihtişamıyla...Hangi burçtan olduğu bilinmeyen ay doğuyor işte. Ve başlıyor çöken karanlıkla süzülüp gelen bir hüzn-ü gece... Güneşin batışı, ayın doğuşu hep aynı... Bir ben farklıyım bu gece... Notası olmayan unutulmuş bir melodi ile ayrılığın tadını çıkarıyorum. Dekorasyonu yarım kalmış aşkımı dayayıp döşüyorum süslü kelimelerle...Bu ayrılık buraya yakışmadı ama her neyse...Elimde bir tutam yaban heyecanı, bahçemde ki bülbülden muzdarip güllere anlatıyorum seni...Gözlerimde birikmiş bir nem var ama önemli değil, ağlamıyorum...Günlük hüzün randevularımın vazgeçilmezi bu.Aşkının rutubetinden olacak ki ıslanıyor işte ben istemesemde...İçime çekmiyorum sensizliği, öksürtüyor bu aralar.Şarap yerine kahve içiyorum bak.Sonra resmini çekiyorum kahvenin kırk yıllık hatırla sarmaş dolaş...Seni içimdeki dipsiz, kör bir kuyuya atıyorum.Kırk hayalin çıkartamıyor... Sürüldüğüm dokuzuncu köydende kovuluyorum... Yok sevgilim yok, olmuyor...Ben yalan söyleyemiyorum.Bütün mazeretlerim izinli bu gece.Aleyhimde şahitlik yapıyor zaman... Bal gibi ağlıyorum işte, gözlerim kan revan...Unutamıyorum seni kahretsin, özlemin içimde bir yerlerde yanıp kor oluyor durmadan...Dudaklarımda duruyor hala dudaklarının numarası, karda yürüyüp izini belli edenlerdensin sende... Hep aynı işte...Ayrıldığımızdan beri aynı tas aynı hamam...Hayatı sensizlikle paylaşmanın saçma muhasebesinde hesapsız bilançolar çıkarıyorum, beyan ediyorum seni kalbime...Gülü seversin diye güle en yakın diken oluyorum...Sus diyorsun, gözlerinin yakamozlarında sus pus oluyorum...Yeter artık bilesin, dayanamıyorum... Herşeyindim hani... Hani ömründüm... Haberin olsun... Ömrünü ölüme gelin ediyorum... Varlığım Kaç Para Ederki Yokluğum Acıtsın Bazen gülmek istiyorum Hani böyle kıpırtısız içten içe. Kahkahalara boğularak. Dağınıklığımın ortasından ayrılarak kusmalıyım birikmişliğimi varım veya yokum çokta umrumda.. ve ölmek istiyorum kendimde.. yavaş.. ya-va-aş.. tükenerek, tüketerek kendimi varlığım kaç para ederki ? yokluğum acıtsın ! kalabalıklardan arta kalan yüzüm.. kimin umrunda? Aklımın odaları ölümlerle doldu taştı Bir gülücük gönder bana.... bugün bir tek gülücük gönder bana; sıcacık olsun! ... bir gülüşe dilenmek ile tanıştığım bugün bir tek gülücük gönder ki bana. bari bugün üşümeyeyim bugün... bir tek gülücük gönder bana avucuma koyarken gülüşünü sıcacık, tanımaya çalışmayacağım seni, senin beni bildiğin kadar. söz! sormayacağım, ismin ne, kimsin ve nerdensin? belki!.. belki sadece tutunacağım bakışlarına savrulmam için. ve bil ki! soracağım sadece : ne istersin benden, gülüşüne karşılık? bugün bir gülücük gönder bana sıcacık olsun! bugün sevdiğin insanların isimlerini getir hatırına... aralarında ismim olsun... bugün bulutlara dolanmış iplerini çöz kalbimin ve altın bir kelebek gibi ellerinle tak saçlarına hadi! hadi bir tek gülüşünü gönder bana bugün... ve eğer hiçbirine mecali yoksa gönlünün bari çok sevdiklerini hatırla ve aralarında ismim olsun! bari sadece sevdiklerini hatırla aralarında ismim olan!.. ... yahut sevenlerini hatırla yani seni sevenleri!.. ki adım var elbette onların arasında... Konuşamadım.. Dilim varmadı söylemeye.. SUSTUM! Sessizlik içnde kaldım hep.. Sana söylemek istediğim kelimeleri kalbime gömdüm.. Belki birgün hani olurya belki bigün kalbime ağır gelir kelimeler içimden atmak isterim ya.. İşte ozaman -söylerim- diye ! Kimse yardım etmedi bana.. Sessizlik içinden çıkamadım birtürlü.. Hep sessiz kaldım ben.. Aşka sevgiye dostluğa KALBİNE !! Konuşamadım.. Dilim varmadı söylemeye... SUSTUM! Kimi zaman ağladım! Bekledim.. İçimi döktüm kağıda kaleme.. Beni tek anlayan onlardı çünkü. Ne dostum ne arkadaşım.. Hiçbişey kalmadı! Sen.. Sen ise yoktun zaten..! Konuşsam... susturursun diye korkuyorum.. Ağlasam... arkamdan gülersin diye susuyorum.. Sussam... işte ozaman hiçbirşey yapmıyorsun diye bende SUSUYORUM..! Belki kötü yapıyorum.. İnan hiçbirşey bilmiyorum.. Beynim ! KaLbim ! AkLım ! Hepsi sende... Hepsi sendeyken hiçbirşey düşünemiyorum... Ruhumda SADECE SEN... Ayrılık vakti yaklaşır..uzaktan.. Görürüm! Hiç sesimi çıkarmam.. Çıkaramam.. Sessizim bu yüzden işte.. Konuşamam !!! Sensiz Kaldım.... SENSİZ KALDIM Bir kere sevdim seni, çektin gittin Hem bana hem kendine eziyet ettin... Anlatılmaz bir duygu bu Neden Allahım? Bu aşk içimde oldu olalı Yarım kaldım... Sensiz kaldım her anımda halime acıyorum Anlamı olmayan bütün aşklarda Hep bizi yaşıyorum... Bilmeden sevdim seni, pişman ettin Hem bana hem kendine eziyet ettin... Anlatılmaz bir duygu bu Neden Allahım? Bu aşk içimde oldu olalı Yarım kaldım... Sensiz kaldım her anımda halime acıyorum Anlamı olmayan bütün aşklarda Hep bizi yaşıyorum... Baştan Aşağıya Acıyorum..Ama Hissetmiyorum.. Kimseyi istemiyorum şu beni hiç terk etmeyen yalnızlığımın yanına… Bu gece ve her gece sus pus olmak istiyorum… Şu koskoca evrende, şu sonsuz karanlıkta attığım sessiz çığlıklara hiç bir kulak şahit olmasın… Uzaklara döndürüp gözbebeklerimi boş düşüncelere dalıp öylece kalmak… Hiç konuşmadan, Hiç duymadan, Hiç görünmeden… Bu gece canım yalnız kalmak istiyor, Hiç bişey konuşmadan, insandan, dosttan uzak… Beni seven herkesten saklanıp, kendi dünyamda, kendi düşlerimle kalmak istiyorum… Beni sevmeyen herkesin hayatından kaybolup, onları kendi dünyalarına bırakıp, öylece uzaklaşmak istiyorum… Bir ben bir de yalnızlığım varız… Beni yüzüstü bırakmayan bir tek o… Bu gece ve her gece uzak durun benden dokunmayın dünyama… Susun n’olur susun… Rahat bırakın beni… Çare değilsiniz derdime… Böyle değildim sensizliği bilmezdim ben bu bu garip huylar senden yadigar Böyle değildim ben sensizliği bilmeden, Bu garip huylar senden yadigar… Bu garip halim Bu tutarsızlığım Bu zaman tutmazlığım Bu hırçınlığım Bu yalnızlığım… Hepsi senden kaldı… Taşımak zorunda bıraktın bu yükü bana… Bu ben miyim?.. Değilim! Ne varsa gönlümde sen aldın götürdün yar Bu hüzün bana senden yadigar… Sonu gelmez… Bitmez… Tükenmez… Bir sen vardın bende birde ben… Sen kendini aldın gittin… Ben kalırım sandım oysa çoktan sana dolanmışım… Sürüklenip gittim farketmeden çekip götürdün… İçimde ağlayan bir çocuk bıraktın yar Bu acı bana senden yadigar… İşte kalan bu… Ağlayan sızlayan küçük bir çocuk… Ama bitti artık gözyaşı birikmiyor gözpınarlarımda… Bu acı artık sadece yüreğimde ve gözlerimde değil… Bütün bedenimde… Tek bir yanım yok acıyan… Seni Sana Terkediyorum... en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp seni sana terk ediyorum... bozkırın koynunda deli dolu at süren ben dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini ayın dolmuş haliydi son durağım içimdeki trenler çoktan devrildivirgul.gif vagonlar darmadağın çatlamış dudağımı siirle ıslatıp seni sana terk ediyorum... kanıyor ayak uçlarım dilime inat kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken geceye sızan birkaç damla kan gözlerimden yüreğime sessizce akan en şiddetli zehri acılarıma katıp seni sana terk ediyorum... kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri bir atımlık barut kokan sabrımı gün görmemiş hayâllerime vuruyorum tütsüye mahkûm petekten oğul almak zırdeli şafaklara ağlamak bana mı düştü yar sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp seni sana terk ediyorum... kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur gölgem kan kaybından ölmekte kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır sevdam yuregimde musallaya yatip. seni sana terkediyorum... Seni sevdiğim güne lanet ettirme beni Ben seni sevdim ​ Seni sevdiğim güne lanet ettirme beni Söyletme bana seni kıracak kelimeleri Söyletme bana lanet ettirme Git sessizce git Git bu yorgun yürekten kalpten Git sus ve git sadece Seni sevdiğim güne bana lanet ettirme Git bu şehirden git bu sessiz sokaklardan Bırak beni kendi yalnızlığımla bir köşede sessizce öleyim bırak ta Sen sadece sus ve git Gölgeni arkanda bırakmadan git Oysa daha söyleyecek çok şey vardı Şimdi solmuş yaprak gibi düştüm yere Seni sevdiğim güne lanet ettirme Sonbahar yağmuru gibi geldin gittin Yüreğimden senden bana kalan Tek bir bakışın kaldı onu da al git Ben artık yoruldum ben artık tükendim Bittim parçalandım bu kadar acı yeter Al da git son kez baktığın gülüşünü de al da git Seni sevdiğime lanet ettirme beni ettirme lanet ettirme Ben yağmur yüklü bir bulutum Kime çarpsam ağlarım ben yağmur yüklü bir bulutum Hayat Senin Yaşattığın Kadardı... Muamma bir romandı aşk okuyupta bitiremediğim... Bir özlemdi duygu, hükmedemediğim Ve öyle bir şeydir ki beklediğim; Hasretle hasretine hasret hapsedildiğim... [Dil susmuştur artık...] Hisler seyirci rolünde Gönül, zırhını kuşanmış bağıra bağıra davet etmekte yangınları... Canım yanıyor... Kalsaydın diye söyleyemediklerim Gittikten sonra yüreğime ağır geliyor... Şimdi ardından seslendiklerim yutkunurken boğazıma takıLıyor... GİTMEK Bir büyü gibi saran Ağrılar yumağı, kışkırtılmış düşlerdir ki sen şimdi esirgeme kendini kalbim Kederin o derin yalnızlığından Tüm tümceler yarım kaldı Hayat; senin yaşattığın kadardı. Beklemek ağırlaşıyordu Trenler geçip gidiyordu Saat beşe geliyordu... Herşey yerli yerinde Sen hep yanlış yerde...​ Alıntıdır. ​ |
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 20:33. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum