![]() |
Daha Kolay Öğrenmenin Formülü: Nefes Almak
Hangi öğretmen, masasının altında öğrencilerinin ilgisini canlı tutacak gizli bir düğme hayal etmemiştir? Aslında bu neredeyse mümkün! Sihirli numaranın adı mı? Nefes almak! [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] Science dergisinde 2017’de yayımlanan bir makale, şaşırtıcı bir keşiften bahsediyordu: Nefesimizi düzenleyen nöronlar, bu davranışımızın diğer yönlerini de kontrol edebilecek yeteneğe sahiplerdi. Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacıları yaptıkları deneyde ilgilendiren, farelerin beyin sapında (beyin ile omuriliği bağlayan yapıda) bulunan ve solunum ritmini kontrol eden pré-Bötzinger kompleksi adındaki küçük bölümdü. Bu isimlendirmenin gerisinde, solunum kaslarını yöneten motor ve ön motor nöronlara doğrudan bağlantıları sayesinde nefes kontrolünü sağlayan birkaç bin nöron saklıydı. Amerikalı ekip, genetik manipülasyona duyarlılıkları açısından diğerlerinden farklı olan bazı pré-Bötzinger nöronlarının oynadıkları özel rolü anlamaya çalışıyordu. |
Yanıt: Daha Kolay Öğrenmenin Formülü: Nefes Almak
Nefes almak beyne oksijen gitmesini sağlıyo,
tabii oksijen de çok önemli, olmayınca nefes alıp vermek de zor olur |
Yanıt: Daha Kolay Öğrenmenin Formülü: Nefes Almak
Kişisel gelişim konusunda kendini geliştirmiş biriyim. Birçok "yöntem" denedim öğrenme konusunda ancak aslında bunların birkaçı hariç hiçbirine gerek yok.
1-) Bilgiyi zihine taşımak yerine zihini bilgiye taşımak. Kulağa ilk başta garip gelse de ben bir kitaptaki bilgiyi cımbızlayıp zihnime taşıdığımda sanki onu habitatından koparmış da zihnime hapsetmeye çalışıyormuş gibi hissediyorum. Bu nedenle kitabı bir bütün olarak algılamaya çalışıp işi orada, kitabın üzerinde bitiriyorum. Böylelikle bilginin sistematiği dağılmıyor. 2-) Gerçekten istemek. Ne yazık ki son gün çalışmalar hiçbir işe yaramıyor. Son gün sınava hazırlanmak, son gün bir işi yetiştirmek söz konusu olduğunda öğrenme becerisi dramatik bir şekilde düşüyor. Benim bu konuda da uyguladığım yöntem "yüzde 10" kuralı. Buna göre ben yapacağım bir işe ayıracağım süreyi önceden kabaca hesaplar daha sonra o sürenin yüzde 10'u kadarlık bir sürede de artık hiçbir şey yapmam. Kendimi nadasa bırakırım. Çünkü bilginin zihinde çimlenmesi için de belli bir süre gerekiyor. 3-) Girdiye değil, çıktıya odaklanmak. Bu basit kurala göre de bilginin zihine girdiği anı değil, çıktığı ana odaklanmamız gerekiyor. Yani "Ben bu bilgiyi öğrenebilecek miyim?" demek yerine "Ben bu bilgiyi öğrendikten sonra birilerine anlatabilecek seviyeye gelebilecek miyim?" demek önemli. Bunu yaptığınızda en hafif tabiri ile "rezil" olmamak için beyniniz aradaki tüm bağları hatırlamaya zorunlu hissediyor ve beyin tam kapasite ile kullanılmış oluyor. Uzun uzadıya yazdım ama aslında birkaç basit detay ile büyük değişiklikler yapabiliyorsunuz. |
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 18:10. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum