| Leydihan |
15 Aralık 2025 00:03 |
Yanıt: Yoksa… Vikingler ve Odin Türk müydü?
İskandinav ve Türk Mitolojileri arasında benzerlikler var
İskandinav Mitolojisi ile Türk Mitoloji si arasında da pek çok benzerlik görüyo ruz.
Oden’in iki kargası (ya da kuzgunu) ve iki kurdu vardır.
Kargalarının isimleri “Hugin” ile “Munin”dir. Hugin, “istekli” ya da “düşünce” demektir. Munin, “başkalarını düşünen” ya da “hafıza” anlamına gelir. Munin, “ne olduğunu”, Hugin, “ne olacağını” ifade eder. Böylece Odin’de sembolleşen ger çeği ve düzeni sağlarlar. Bunlar dünya üstünde uçarlar ve Odin’in kulağına gördüklerini fısıldarlar, o nedenle Oden’in her şeyden haberi vardır.
Oden’in kurtlarının adları da “Freke” ve “Gere”dir. Freke, “mızrak saplayan”, Gere ise “obur” demektir. Oden, kendine sunulan tüm etleri onlara verir. Kendisi şarabı yeğler. Odin’i kurt ve kargalarıyla birlikte göste ren bu resim bize hemen Türkler hakkın daki bir Çin söylencesini anımsatıyor.
Prof. Dr. Bahaddin Ögel, Türk Mitolo jisi adlı eserinin 1. cildinin 13. sayfasında “1. Kurttan türeyiş efsanelerinin Ortaasya’da ilk defa görünüşü” ara başlığıyla şunları anlatıyor:
“Wu-sun’lar, MÖ 174′ten önce, Çin’in batısındaki Kansu Eyaleti’nde oturuyor lardı. Batılarında da, yine kuvvetli bir devlet olan Yüe-çi’ler vardı. Yüe-çi’ler, MÖ 174′ten önce Büyük Hun Devleti’nin meşhur hükümdarı Mao-tun (Mete) ve az sonra da oğlu tarafından mağlup edilin ce, yurtlarını bırakıp Batı Türkistan’a git mek ve orada Kuşan Devleti’ni kurmak zorunda kaldılar. MÖ 140 senelerinde sonra da, daha doğuda yaşayan Wu-sun’lar batıya kaymışlar ve bilhassa bugünkü Tanrı dağları bölgesinde, Yüe-çi’lerin boş bıraktıkları yerlere yerleşmişlerdi. MÖ 119 senesinden önce, Çin kay naklarının verdikleri haberlere göre, Hun hükümdarı Wu-sun kralına hücum etmiş ve onu öldürmüştü. Haberlerin elimize biraz daha geç gelmiş olmasına rağmen, bu olayın daha önce meydana gelmiş olabileceği de düşünülebilir, işte Çin tarihleri bu olayı anlatmağa başlarlarken, şöyle bir hikâyeyi de araya sıkıştırmak tan geri durmaz:
“Wu-sun’ların kralına Kun-mo derler. İşittiğimize göre, bu kralın babasının Hunların batı sınırında küçük bir devleti varmış. Hun hükümdarı, bu Wu-sun kralına taarruz etmiş ve Kun-mo’nun babası olan bu kralı öldürmüş. Kun-mo da, o sı ralarda çok küçükmüş. Hun hükümdarı ona kıyamamış.
Çöle atılmasını ve ölü mü ile kalımının kendi kaderine bırakıl masını emretmiş. Çocuk çölde emekler ken, üzerinde bir karga dolaşmış ve ga gasında tuttuğu eti ona yavaşça yaklaşa rak vermiş ve uzaklaşmış. Az sonra ço cuğun etrafında, bu defa da bir dişi kurt dolaşmaya başlamış. Kurt da çocuğa ya naşarak memesini çocuğun ağzına ver miş ve iyice emzirdikten sonra yine ora dan uzaklaşmış. Bütün bu olan biten şeyleri, Hun hükümdarı da uzaktan sey redermiş. Bunları görünce, çocuğun kut sal bir yavru olduğunu anlamış ve hemen alıp adamlarına vermiş. İyi bir bakımla büyütülmesini emretmiş. Çocuk büyüyerek bir yiğit olmuş.
Hun hükümdarı da onu ordularından birine komutan yapmış. Gittikçe gelişen ve başarı kazanan çocuğa gönül bağlayan Hun hükümdarı, babasının eski devletini ona vererek, onu Wu-sun kralı yapmış…”
Tarihin eski ve karanlık çağlarından bir uğultu ile gelen bu mitolojik ses, bize böylece Ortaasya’daki ilk “kurt efsanesi”ni haber veriyordu. Dikkat edilirse, ef saneye sebep olan olaylar, Büyük Hun Devleti içinde geçmiş ve yine bu devletle ilgili tarih haberleri içinde yer almıştır. (De Groot, II, s. 23)(9)
Türk mitolojisinde bunun gibi, hayat ağacı ya da taşı, kral kurban etme, keçi, inek, at… birçok benzerlik bulmak müm kün.
Prof. Thor Heyerdahl (1914-2002) onaylıyor
Norveçli ünlü seyyah, arkeolog, antropolog Profesör Thor Heyerdahl, ilginç yöntemiyle tüm dünyanın ilgisini çeken gezgin bir bilim adamıdır. Çok tartışılan tezlerini yaşama uygulayarak, kendisi yaşayarak kanıtlamaya çalışmıştır. Ex pedition Kon-Tiki, Aku-Aku, Expedition Ra, Fatuhiva – Tillbaka till Naturen (Doğaya Dönüş), De första sjöfararna (İlk Denizciler), Tigris – På spaning efter vårt ursprung (Dicle – Köken Arayışımız), Gåtan Maldivinerna (Maldivinlerin Gizemi), I Adams fotspår (Adem’in İzinde), Jakten på Odin (Odin’in Peşinde) isimli eserleri vardır.
2001 yılında yazdığı Odin’in Peşinde kitabı ne yazık ki son eseri olmuştur.(11) Heyerdahl yine aynı metodu kullanmış, Odin’in izinde Karadeniz’in kuzeyine se yahat etmiştir. Profesör Thor Heyerdahl, Oden’in ve As halkının Karadeniz’in yu karısında, Don nehrinin doğusunda baş kent Asov’da yaşadıkları tezini sınamak istiyordu.
Thor Heyerdahl’in ekibinde salt İskandinav bilim adamları değil, Rus ve Azeri araştırmacı ve tarihçiler de vardı. Salt İskandinav mitolojisi, İzlanda masalları değil, Doğu Avrupa kaynaklarını ve İngiliz vakayinamelerini de kullandılar.
Asov’da Snorre Sturlesson’un verdiği bilgileri sınadılar. Asar (Asyalılar) ya da diğer isimleriyle Alaner (Alanlar)’ın gerçek bir halk oldukları sonucuna vardılar. Vaner (Vanlar) de Doğu Türkiye’de Ağrı Da ğı eteklerinde Van gölü kıyılarında Urartu’da yaşayan bir halk idi. Odin ise aslın da tanrı değil akıllı, bilge bir şamandı. Kuzeyliler onun “Tanrılar Evi’nden gelen bir tanrı olduğuna inanmışlardı.
Thor Heyerdahl, Odin’in halkı Asların (Asar) Massagetler ve Alanlarla aynı halk olduğunu gösteren bir Rus araştırmasından bahsediyor. Buna göre, Hazar Denizi’nin doğusunda Horezm’de Türkiye’den göçen bir halk yaşar.
Onların Tor ya da Tur gelenekleri vardır.
Rus Araştırmacı L. S. Tolstova’ya gö re Horezm’de Karakalpaklar ve Özbek aşiretleri arasında pek çok soy, şecere söylencesi vardır. Peridon (Feridon), topraklarını üç oğlu arasında paylaştırmıştır. Amu-Derya Irmağı’nın kuzeyini oğlu Tur’a vermiştir. Bu bölgede eskiden Do ğu İran dili konuşan göçerler yaşardı. Bu, Saka ve Massaget aşiretleri daha önce Turan ya da Tur olarak anılırlardı.
L. S. Tolstova şu savı öne sürüyor: “Günümüzün Tur (Turan) halkının etnik akrabalığı ve coğrafik bölgesi konusunda kuşkumuz yok. Bunlar Horezm, Sogdiana, Margiana ve Bakria’dan göçen İskit aşiretleridir. Saka ve Massagetlerdir.”
“Horezm’de Turan denilen halk, Türk ve Türkmenistan ile bağlantılıdır. Türkis tan’da yaşayan Kazak ve Özbek halkları Tur (Tor) soyundan gelmektedirler.”
Heyerdahl’in Rus kaynaklarına göre, Tur/Tor söylencesi, Fars dilleri konuşan aşiretlerde eski bir gelenektir. Bunlara göre ataları Traetaon’dur. Traetaon dün yayı üç oğlu arasında paylaştırmıştır. Tur, Turan halkların atasıdır.
Saimira, Sarmatların atasıdır. Arya, Aryanların atasıdır.
Bu durum, kutsal kitaplardaki Nuh ve oğulları Ham, Sam ve Yafes olayına da benzetilmektedir:
Nuh = Traeton
Ham = Tor/Tur: Turan halkların atası
Sam = Saimira: Samilerin (semit) atası
Jafes (Yafet) = Arya: Arilerin atası
(Jafet’i Turan halkların babası sayan lar da var. Örneğin, Arap bilgin El Gardizi gibi…) (12)
Odin, Tor gibi Kralların tanrılaştırma sı olayını da yalnız iskandinavya’da değil Mezopotomya ve Mısır gibi yerlerde de görmekteyiz. Heyerdahl de “Asar” sözcü ğünün “Asyalı” demek olduğunu kabul ediyor. Azeri sözcüğünü de buraya bağlı yor. Azov’un As-hov = Asyalıların sarayı, Turk, Turki, Turkland gibi sözcüklerin As yalıların kral/tanrılarından “Tyr’den türediği gibi benzerliklerini yineliyor. Bir grup kuzey tanrısına verilen “Vanir/Vanlar” sözcüğünü Van gölü ve civarında konu şulan Vani diline bağlıyor.
Profesör Thor Heyerdahl adresi de, kaleyi de, akrabalarının izini de bulduğu nu düşünmektedir. Karşıtları ise Heyer dahl’in pseudo (uyduruk) araştırmacı ol duğunu öne sürüyorlar. Kendilerini saf kan “Viking” görenler için, hele yıldırımlar saçan Odin’i sarışın üstün ırkın tanrılar tanrısı; elindeki çekiçle düşmanları tirtir titreten kahraman Tor’u en yaman savaş çı tanrı; akıllı, yakışıklı ve kocaman er keklik organıyla hep sevişmeye hazır Frej’i (Frö = Tohum) bereket tanrısı bilen ler için, bu tür kitaplar kabul edilemezdi. İsveç’te Profesör Heyerdahl’in tüm kitap ları anında İsveççeye çevrilip yayımlan mıştı.
Ne var ki, Jakten på Odin (Odin’in Peşinde) bugüne dek çevrilmedi ve ya yımlanmadı.
Norveçli gezgin bilim adamı bu keşif gezisinde Sturlesson’un izinden giderek onu haklı çıkaracak pek çok belgeyi orta ya koymuştur.
Kitap yayımlanınca büyük tartışma yarattı. Heyerdahl ve taraftarları arkeolo ji, tarih, yer adları, dilbilim (lingvistik) ve kökenbilimi (etymologi) metotlarından yararlanarak bilimsel bir araştırma yaptıklarını öne sürerken, karşıtları bu araş tırmaya “pseudo (uyduruk)” araştırma adını taktılar. Dilbilimci Even Hovdhaugen, Kuzey uzmanı Else Mundahl, din tarihçisi Gro Steinsland, arkeologlar Christian ve Anne Stahlberg ortak bir eleştiri yazarak Profesör Thor Heyerdahl ve heyetinin yazdıklarının modern din tari hi araştırması ve kökenbilimle ilgisiz kur gular olduğunu, onların yeterli arkeolojik metot bilgilerinin olmadığını, gerekli ar keolojik donanıma sahip olmadıklarını, İzlanda masallarını 1600′lü yıllarda oldu ğu gibi baştan sona doğruymuş gibi oku duklarını savundular.
Vardıkları sonuç şuydu: Bu yapıt ne araştırmadır, ne de modern verilere dayalı bilgi kitabıdır.
Stian Bromark ve Dag Herbjörnsrud isimli iki araştırmacı gazeteci yazar ise, 2005 yılında Norge – et lite stykke verdenshistorie (Norveç, küçük bir parça dünya tarihi) isimli 464 sayfalık koca bir kitap yazdılar. (13), Heyerdahl ve onun dayandığı metot ve sonuçların doğru olup olmadığını araştırdılar. Norveç değerlerinin ve İskandinav mitolojisindeki sembollerin nerelerden geldiğini irdelediler.
Odin hakkında anlatılanları da bu bağlamda ele aldılar. Sonuç olarak tutu culuk ve önyargılar nedeniyle Heyerdahl’e saldırıldığı görüşünde birleştiler.
Heyerdahl’in vardığı sonuçlardan Nor veçlilerin onur duyması gerektiğini savundular.
Runik Yazılar Türk Kökenli
İskandinav Türk akrabalığını gözler önüne seren bir diğer gelişme de Türk araştırmacıların İskandinav “runik” yazı larını okumaya başlamalarıdır. Araların da bilimsellik ve metot konusunda bazı anlaşmazlıklar olmasına karşılık, iki isimden söz etmeden geçmeyelim: Kazım Mirşan ve Turgay Kürüm… Her ikisi de İskandinav runik yazısını okuduklarını söylemektedirler. Sayın Mirşan’a da Heyerdahl’e yöneltilenler gibi eleştiriler geldiği gözleniyor.
Ancak kim tarafından, ne zaman ve nasıl kanıtlanırsa kanıtlansın, runik yazının Odin ile İskandinavya’ya geldiği ve Türk kökenli olduğunun kanıt lanması ve İskandinav araştırmacılar ta rafından da benimsenmesi, tarihin yeni den yazılmasını gerektirecek bir devrim olarak görülebilir.
Şu anda en azından runik yazının Odin ile İskandinavya’ya geldiğini İskandinavlar da yadsımıyorlar.
Sayın Turgay Kürüm’ün çalışmaları ve sanal ortamda (web sayfalarında) ya yımladığı yazılar, runik yazılarla da ilgilenen Norveçli Profesör Thor Heyerdahl’in dikkatini çekmiştir. 13 Aralık 2000 tarihin de yazdığı bir mektupta, Odin’in Peşinde kitabından söz etmiş ve aynı konuda hazırlamakta olduğu İngilizce bir kitaba Kü rüm’ün runik yazılar konusundaki görüş lerini katmak istediğini bildirmiştir. Bu da tarafsız ve önyargısız İskandinav bilim adamlarının ortak görüş hedefine doğru attıkları ilk adım olarak görülebilir. Ancak, değerli profesör Thor Heyerdahl’in yaşa mı İngilizce kitabını bitirmeye yetmedi.
Bu mektup yine de İskandinav ve Türk araştırmacılar arasında ortak çalışmalar yapılabilmesinin ilk tohumu olabilir. Böylece bu dost halklar, tarihin tozlu yaprak ları arasında sıkışıp kalmış akrabalık ve dostluk bağlarıyla yeniden kucaklaşabileceklerdir.
Dipnotlar/Kaynakça:
1) Prof. Sven Lagerbring, İsveççenin Türkçe ile Ben zerlikleri, İsveçlilerin Türk Ataları, Abdullah Gürgün, Kaynak Yayınları, 2008, sid. 34-35
2) Det Svenska Ordförrådets Ålder och Ursprung (İsveççe Kelime Haznesinin Yaşı ve Kaynağı), Prof. Olof Hellqvist, C.W.K. Gleerups Förlag, 1929
3) Svensk Språk Historia (İsveç Dil Tarihi), Prof. Gösta Bergman, Bokförlaget Prisma Magnum, 1984, s. 11-12
4) Svensk Etymologisk Ordbok (İsveççe Etimoloji Sözlüğü), Prof. Olof Hellqvist, 1993
5) Prof. Sven Lagerbring, İsveççenin Türkçe ile Ben zerlikleri, İsveçlilerin Türk Ataları, Abdullah Gürgün, Kaynak Yayınları, 2008, sid. 66
6) Bref Till Herr Cancellie Rådet Sven Lagerbring Rörande Then Isländska Edda, Prof. Johan Ihre, Kungliga Acad. Boktr, 1772, s. 32
7) Prof. Sven Lagerbring, İsveççenin Türkçe ile Ben zerlikleri, İsveçlilerin Türk Ataları, Abdullah Gürgün, Kaynak Yayınları, 2008, sid. 33-34-35-36
Snores Edda, Snore Sturlesson. İsveççe’ye çevi ri: Björn Collinder, Forum 1978
9) Türk Mitolojisi, Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Ta rih Kurumu, 1998, 1. cilt, s. 13
10) Jakten på Odin (Odin’in peşinde), Thor Heyerdahl, Per Lillienström, J. M. Sternes Förlag, 2001
11) Jakten På Odin (Odin’in Peşinde), Thor Heyer dahll, Per Lillienström, Oslo Stenersen, 2002
12) Kök Türkler, Sencer Divitçioğlu, Ada Yayınları, 1987, s. 77
13) Norge – et lite stykke verdenshistorie (Norveç, küçük bir parça dünya tarihi), Stian Bromark ve Dag Herbjörnsrud, Cappeien, 2005 Makalenin yazarı : Abdullah Gürgün
Bilim ve Ütopya dergisinin Nisan 2009 sayısında makale yayınlanmıştır
Araştırmacı yazar TAN CAN Sosyal Medya’da şu makale ile dikkat çekmiştir:
„ODiN/WODAN/OD GÜNÜ(OD ÇARŞAMBASI)
İskandinavların çarşambaya verdiği günün ismi Odin/Wodan’dır veyahut Onsdag ..muhtemelen İngilizceye de böyle sirayet etti wodan /Wod-Wed- Wednesday olarak ..
Od ve Wodan sözcüklerinin batı dillerinde hiç bir manası yoktur ;zorlamalar olmuştur ama nafile ama Türkçe Od -Ateş,Odlanmak -ateşlenmek/kızmak vs manaları bugün Odin’in Od’undan türetilen batı sözcüklerinde birebir aynı manası bulunmaktadır ..örneğin; Wood(inglizce )Odun ,
Hot(ing.)sıcak
Wut (Almanca)kızmak,öfkelenmek
Woede(Hollandaca)kızmak öfkelenmek gibi …
Örnekler çoğaltılabilir ama yukarıdakiler de kafidir ..
Azerbaycan’da Nevruz günlerinin isimlerinden biride çok ilginçtir Od Çarşambası (yani Od günü)..
Odin’in güneşle sembolize edilmesi de haliyle Türklerin Ateş Kültü ve Kutsal Ateş demek olan Od ismiyle manası ve sembolizesi ne de güzel örtüşmektedir ..
Bu Nevruz yaratılışın aşamalarını simgeleyen dört öğeyle (su, ateş, rüzgâr ve toprak) ilgili kutlama geleneklerini içerir. Genel olarak Çarşamba günlerinde ve özellikle bu son dört Çarşambada gece vakti dikkatli olunması ve doğaya (doğa ruhlarına) saygısızlık yapılmaması gerektiğine inanılır.
Od Çarşambası: („Otaş Navruzu“). Üskü Çarşamba veya Addı Çarşamba olarak da bilinen gündür. Bu gelenek eski Türklerin Güneş’e ve Od’a (ateşe) olan kutsal inancından veya saygısından kaynaklanmaktadır. Geleneklere göre, bu gün ateş yakılarak ateşin üzerinden atlandığı takdirde insanın içinde bulunan tüm kötülük ve çirkinliklerin yakılmış (ortadan kaldırılmış) olacağına inanılır.
Bu arada Almanların Aschermittwoch dedikleri kutsal günlerinin ismi de uygun;
“Aschertag” diyor almanlar ..Asche Kül demek Almanca ama burda ki manası birebir Ateş ve Ateş Kültüdür yani Od Günü,o gün tüm pislik ve kötülüklerin ates yoluyla arındırılması inancı var (Tag der Asche‘, auch Asche(r)tag[1])
Bunlara ilaveten Almanların gerek Saga /Destanlarında soy köklerini Gotlara ve Odin’e dayandırmaları ve Gotların ilk krallıklarını Kırım’da kurmuş olmaları ,Atilla’nın hem hısımı hem hasımı /İttifakçısı olmalarını da eklersek puzzle’ın bir bölümünü oturtmuş olmaz mıyız sizce de ?
TCan
Kaynak;
(1)Am „Aschertag“ muss Dreck raus. Schwäbische Zeitung, 9. Februar 2005.“
|