![]() |
Hatırlatalım Dedik
Önceden pop şarkıları Türkçe söylenmezdi. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
Yanıt: Hatırlatalım Dedik
Aranjman şarkılar, çok fazla dinleniyor. Yabancı şarkı olup Türkçe sözler yazılan çok fazla şarkımız var. Örneğin; Haris Aleksiu'nun "Mia Pista Apo Fosforo" adlı şarkısı ilk olarak Sezen Aksu tarafından "Her Şeyi Yak" daha sonra Ümit Besen tarafından "Beni Yak, Kendini Yak" adıyla seslendirilirken, listede "Her Şeyi Yak" adıyla sıralanmıştır. Orijinalleri sözsüz olan ya da ilk yorumcusu bilin(e)meyen şarkıların yanlarına "Besteci" ismi eklenmiştir. Merak edenler için Türkçe müzikte en çok aranjman yapan müzisyen Ajda Pekkan, en çok aranjmanı yapılan müzisyen ise Enrico Macias'dır. |
Yanıt: Hatırlatalım Dedik
Popun pop olduğu yıllar.
90'lar unutulmaz şarkılara imza atmıştır. |
Yanıt: Hatırlatalım Dedik
Ekranların sert yüzü, tiyatronun sadık işçisi, türkülerin dertli sesi...
Varto depremi sonrası köyünü bırakıp Ankara’ya gelip, Mamak’ta bir gecekondu mahallesinde yaşayan bir ailede başladı hayatı. Mütevazı ama dayanışma dolu bir hayatın içinde büyüdü. Derslerinde başarılıydı. Ailesi onun doktor ya da mühendis olmasını istiyordu. Fakat onun gönlünde başka bir hayat vardı. Lise yıllarında sahneyle tanıştığında artık geri dönüş yoktu. Oyuncu olmaya karar verdiğinde ailesi bu kararı onaylamadı. Ama o kararını vermişti. Henüz 19 yaşındayken İstanbul’a gitti. İlk ciddi deneyimini Ercan Yazgan ve Bülent Kayabaş’ın tiyatrosunda çalışarak kazandı. İki yıl boyunca Anadolu turnelerine çıktı, sahnenin tozunu yuttu, oyunculuğun gerçek okulunun sahne olduğunu orada öğrendi. Daha sonra Ankara’ya döndü Ankara Üniversitesi Oyunculuk Bölümü’nü kazandı ve akademik tiyatro eğitimi aldı. Mezuniyet sonrası tiyatro hayatı daha da derinleşti. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda çalıştı, ardından İstanbul’da Haluk Bilginer ve Kemal Aydoğan’ın bulunduğu tiyatro ortamına katıldı. O yıllarda sadece sahnede değil, tiyatronun her yerindeydi. Kimi zaman kuliste çalıştı, kimi zaman bilet kontrolü yaptı, bazen kantinde görev aldı. Ama onun için asıl önemli olan ustaları izleyerek öğrenmekti. Zamanla diziler gelmeye başladı. “Ihlamurlar Altında” ile geniş kitleler tarafından tanındı. Ardından “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”, “Börü”, “Bir Zamanlar Çukurova”, “Kuruluş Osman”, “Safir” ve daha pek çok yapımda yer aldı. Çoğu zaman sert, karanlık ya da “kötü adam” karakterlerini canlandırdı. Televizyon ve sinema kariyeri büyürken tiyatroyu hiç bırakmadı. 2010 yılında kendi tiyatrosu olan "Tiyatro Baykuş"’u kurdu. Tek kişilik “Şeyh Bedrettin Destanı” gibi oyunlarla Anadolu’da turnelere çıktı. Ankara’nın mütevazı bir mahallesinden çıkıp sahneye, oradan milyonların ekranına uzanan, ama yol boyunca sanatın özünü kaybetmemeye çalışan bir insan... Bugün doğum günü🎂 İyi ki doğdun @erkanbekts Yeni yaşın güzellikler getirsin... [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
Yanıt: Hatırlatalım Dedik
Bir imparatorluğun yaşayan hafızasıydı, Türkiye’nin en gür sesiydi... Tarih bugün bir sayfa değil, koca bir kütüphane kaybetti...
1947’de, II. Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Avusturya’nın Bregenz şehrinde dünyaya gelen bir çocuk, ileride milyonlarca insanın geçmişe bakışını değiştirecekti... O çocuk İlber Ortaylı... Daha iki yaşındayken ailesiyle Türkiye’ye geldi. Çocukken Rusya’nın edebiyatını, tarihini annesinden öğrendi. İstanbul Avusturya Lisesi’nde başlayan eğitim yolculuğu, onu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne götürdü. Halil İnalcık, Şerif Mardin ve Mümtaz Soysal gibi isimlerin öğrencisi oldu. Ardından Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi... Tarih artık onun için sadece bir akademik alan değil, bir yaşam biçimiydi. 1970’lerde Ankara Üniversitesi’nde akademik kariyerine başladı. “Tanzimat sonrası mahalli idareler” üzerine yaptığı çalışmayla doktor oldu. Ardından “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” üzerine araştırmalarıyla doçentliğe yükseldi. 1980’li yıllarda Avrupa’dan Amerika’ya kadar birçok şehirde dersler verdi. Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Cambridge ve Oxford’da tarih anlattı. 1989’da Türkiye’ye döndüğünde profesör olarak akademiye yeniden damga vurdu. 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi’nin müdürü oldu. Yedi yıl boyunca Osmanlı mirasının en önemli mekânlarından birini yönetti. Aynı yıllarda televizyon programlarıyla, konferanslarıyla ve yazılarıyla tarihi akademi duvarlarının dışına taşıdı. Televizyon ekranlarında bir belgeselin kadrajına sığmayan bilgileri ile, bir milletin belleğini tazeledi. “Tarih Dersleri”, “Zaman Kaybolmaz” gibi programlarla milyonlarca insanın evine tarih götürdü. Onun amacı hep aynıydı, tarihi herkes için anlaşılır kılmak. Bugün, 79 yaşında aramızdan ayrıldı. Her cümlesi bir arşiv belgesi gibi ağır, her kelimesi bir imparatorluk gibi görkemli, her hitabı tarihle hasbıhal gibiydi. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] |
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 02:15. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum