ForumKalbi.Com

ForumKalbi.Com (https://www.forumkalbi.com/index.php)
-   Nostalji (https://www.forumkalbi.com/forumdisplay.php?f=282)
-   -   Hatırlatalım Dedik (https://www.forumkalbi.com/showthread.php?t=44694)

SOLİDWORKS 11 Mart 2026 12:10

Hatırlatalım Dedik
 
Önceden pop şarkıları Türkçe söylenmezdi.
Ta ki biri çıkıp bir şarkıya Türkçe söz yazana kadar…
Gelin, Türk popunun başlangıcını hatırlayalım...

1927’de İstanbul Cihangir’de doğan Fecri Ebcioğlu, müzikle iç içe bir evde büyüdü. Annesi ud çalar, evde Türk müziği eksik olmazdı.

Ama küçük Fecri’yi asıl büyüleyen, evlerine yakın bir bahçeden yükselen alafranga melodilerdi. O sesler, ileride Türk pop müziğinin kaderini değiştirecek bir meraka dönüşecekti.

Gençliğinde futbola gönül verdi. “Kedi kaleci” lakabıyla kaleye geçti, hatta bir dönem Fenerbahçe forması giydi. Ama kaderi onu sahada değildi.

Babıali’de gazetecilikle başlayan kariyeri, onu Amerika’ya kadar götürdü. ABD’de televizyon ve DJ’lik üzerine eğitim aldı. Türkiye’ye döndüğünde gazetelerde müzik yazıları yazdı, radyoda programlar yaptı. İstanbul Radyosu’nda sunduğu “Çay Saati Melodileri” programı binlerce dinleyicinin yeni şarkılarla tanışmasını sağladı.

1961’de ise Türk müziğinde bir dönüm noktası yaşandı. Bob Azzam’ın "C’est écrit dans le Ciel" adlı şarkısını çok beğeniyordu. Bulduğu yerlere ona Türkçe sözler yazdı. Şarkı “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” adıyla İlham Gencer tarafından söylendi. Böylece Türkiye’de ilk kez bir pop şarkısı Türkçe sözlerle plağa kaydedildi. Türk pop müziğinin kapısı açıldı.

Sezen Cumhur Önal ile birlikte yabancı şarkılara Türkçe söz yazma akımının öncülerinden oldu. Bu “aranjman” dönemi yaklaşık on yıl boyunca Türk popunun yönünü belirledi.

Ajda Pekkan için yazdığı “Her Yerde Kar Var”, “İki Yabancı”, “Boş Sokak”, “Dünya Dönüyor” gibi şarkılar dönemin hitleri oldu. Dario Moreno’ya “Deniz ve Mehtap”, Tanju Okan’a “Yaşanmaz Aynı Evde”, Alpay’a “Cennet Yolu” gibi parçalar kazandırdı.

Türkiye’nin ilk televizyon sunucularından biri oldu, müzik programları hazırladı, filmler için müzikler yaptı.

58 yaşında felç geçirdi, uzun bir tedavi süreci yaşadı. Yeniden ayağa kalkmayı başardı ama kalbi onu daha fazla taşıyamadı.

6 Mart 1989’da, 62 yaşında aramızdan ayrıldı.
Bugün radyolarda Türkçe pop şarkıları duyuyorsak,
o uçak biletinin arkasına yazılan birkaç kelimenin payı çok büyük.

[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]

Leydihan 11 Mart 2026 14:43

Yanıt: Hatırlatalım Dedik
 
Aranjman şarkılar, çok fazla dinleniyor. Yabancı şarkı olup Türkçe sözler yazılan çok fazla şarkımız var. Örneğin; Haris Aleksiu'nun "Mia Pista Apo Fosforo" adlı şarkısı ilk olarak Sezen Aksu tarafından "Her Şeyi Yak" daha sonra Ümit Besen tarafından "Beni Yak, Kendini Yak" adıyla seslendirilirken, listede "Her Şeyi Yak" adıyla sıralanmıştır. Orijinalleri sözsüz olan ya da ilk yorumcusu bilin(e)meyen şarkıların yanlarına "Besteci" ismi eklenmiştir. Merak edenler için Türkçe müzikte en çok aranjman yapan müzisyen Ajda Pekkan, en çok aranjmanı yapılan müzisyen ise Enrico Macias'dır.

KeLeBeK 11 Mart 2026 16:07

Yanıt: Hatırlatalım Dedik
 
Popun pop olduğu yıllar.
90'lar unutulmaz şarkılara imza atmıştır.

SOLİDWORKS 12 Mart 2026 13:28

Yanıt: Hatırlatalım Dedik
 
Ekranların sert yüzü, tiyatronun sadık işçisi, türkülerin dertli sesi...
Varto depremi sonrası köyünü bırakıp Ankara’ya gelip, Mamak’ta bir gecekondu mahallesinde yaşayan bir ailede başladı hayatı. Mütevazı ama dayanışma dolu bir hayatın içinde büyüdü.
Derslerinde başarılıydı. Ailesi onun doktor ya da mühendis olmasını istiyordu. Fakat onun gönlünde başka bir hayat vardı. Lise yıllarında sahneyle tanıştığında artık geri dönüş yoktu. Oyuncu olmaya karar verdiğinde ailesi bu kararı onaylamadı. Ama o kararını vermişti.
Henüz 19 yaşındayken İstanbul’a gitti. İlk ciddi deneyimini Ercan Yazgan ve Bülent Kayabaş’ın tiyatrosunda çalışarak kazandı. İki yıl boyunca Anadolu turnelerine çıktı, sahnenin tozunu yuttu, oyunculuğun gerçek okulunun sahne olduğunu orada öğrendi.
Daha sonra Ankara’ya döndü Ankara Üniversitesi Oyunculuk Bölümü’nü kazandı ve akademik tiyatro eğitimi aldı. Mezuniyet sonrası tiyatro hayatı daha da derinleşti.
Ankara Sanat Tiyatrosu'nda çalıştı, ardından İstanbul’da Haluk Bilginer ve Kemal Aydoğan’ın bulunduğu tiyatro ortamına katıldı. O yıllarda sadece sahnede değil, tiyatronun her yerindeydi. Kimi zaman kuliste çalıştı, kimi zaman bilet kontrolü yaptı, bazen kantinde görev aldı. Ama onun için asıl önemli olan ustaları izleyerek öğrenmekti.
Zamanla diziler gelmeye başladı. “Ihlamurlar Altında” ile geniş kitleler tarafından tanındı. Ardından “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”, “Börü”, “Bir Zamanlar Çukurova”, “Kuruluş Osman”, “Safir” ve daha pek çok yapımda yer aldı. Çoğu zaman sert, karanlık ya da “kötü adam” karakterlerini canlandırdı.
Televizyon ve sinema kariyeri büyürken tiyatroyu hiç bırakmadı. 2010 yılında kendi tiyatrosu olan "Tiyatro Baykuş"’u kurdu. Tek kişilik “Şeyh Bedrettin Destanı” gibi oyunlarla Anadolu’da turnelere çıktı.
Ankara’nın mütevazı bir mahallesinden çıkıp sahneye, oradan milyonların ekranına uzanan, ama yol boyunca sanatın özünü kaybetmemeye çalışan bir insan...
Bugün doğum günü🎂
İyi ki doğdun @erkanbekts
Yeni yaşın güzellikler getirsin...

[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]

SOLİDWORKS 14 Mart 2026 13:57

Yanıt: Hatırlatalım Dedik
 
Bir imparatorluğun yaşayan hafızasıydı, Türkiye’nin en gür sesiydi... Tarih bugün bir sayfa değil, koca bir kütüphane kaybetti...
1947’de, II. Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Avusturya’nın Bregenz şehrinde dünyaya gelen bir çocuk, ileride milyonlarca insanın geçmişe bakışını değiştirecekti... O çocuk İlber Ortaylı...
Daha iki yaşındayken ailesiyle Türkiye’ye geldi. Çocukken Rusya’nın edebiyatını, tarihini annesinden öğrendi. İstanbul Avusturya Lisesi’nde başlayan eğitim yolculuğu, onu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne götürdü. Halil İnalcık, Şerif Mardin ve Mümtaz Soysal gibi isimlerin öğrencisi oldu. Ardından Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi... Tarih artık onun için sadece bir akademik alan değil, bir yaşam biçimiydi.
1970’lerde Ankara Üniversitesi’nde akademik kariyerine başladı. “Tanzimat sonrası mahalli idareler” üzerine yaptığı çalışmayla doktor oldu. Ardından “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” üzerine araştırmalarıyla doçentliğe yükseldi.
1980’li yıllarda Avrupa’dan Amerika’ya kadar birçok şehirde dersler verdi. Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Cambridge ve Oxford’da tarih anlattı. 1989’da Türkiye’ye döndüğünde profesör olarak akademiye yeniden damga vurdu.
2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi’nin müdürü oldu. Yedi yıl boyunca Osmanlı mirasının en önemli mekânlarından birini yönetti. Aynı yıllarda televizyon programlarıyla, konferanslarıyla ve yazılarıyla tarihi akademi duvarlarının dışına taşıdı.
Televizyon ekranlarında bir belgeselin kadrajına sığmayan bilgileri ile, bir milletin belleğini tazeledi. “Tarih Dersleri”, “Zaman Kaybolmaz” gibi programlarla milyonlarca insanın evine tarih götürdü.
Onun amacı hep aynıydı, tarihi herkes için anlaşılır kılmak.
Bugün, 79 yaşında aramızdan ayrıldı.
Her cümlesi bir arşiv belgesi gibi ağır,
her kelimesi bir imparatorluk gibi görkemli,
her hitabı tarihle hasbıhal gibiydi.

[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]

[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]


Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 02:15.

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum