![]() |
William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 1 Artmasını isteriz en güzel varlıkların Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla, Bir güzel, yaşlanıp da göçünce bugün yarın Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla; Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin, Kendi ateşin besler ruhunun alevini; Kıtlığa çevirirsin bolluğunu her yerin, Kendi düşmanın gibi, ezersin canevini. Şimdi sen yeryüzünün taptaze bir süsüsün, Varlığın çiçek dolu bahardan müjde taşır, Ama kendi koncanda ruhunla gömülüsün, Pintiliğin arttıkça kendi sonun yaklaşır. Dünyaya acımazsan, oburlar gibi ancak Varlığın da mezar da güzelliği yutacak. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 2 Kırk yılın kışı, güzel alnını kuşattı mı, Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık, Gençliğinin kibirli, süslü giyim kuşamı Beş para etmez olur, hırpani yırtık pırtık: O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir, Dinç ve şen günlerinin hazinesi ne oldu; Dersen yuvalarına çökmüş şu gözlerdedir, Bencillik utancıyla israfa övgüdür bu. Kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara “Benim güzel çocuğum beni kurtarır,” dersen “Ve yüzümü ağartır ben yaşlandıktan sonra,” Güzelliğinin onda sürdüğünü göstersen. O, sen yaşlandığında yeniler varlığını, Soğuktan donan kanın duyar ısındığını. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 3 Aynaya bak da şunu gördüğün yüze söyle: Sıra gelmiştir artık bir taze yüz yapmana, Güzelliğini hemen yenilemezsen şöyle, Yeryüzü yoksun kalır, lânetlenir bir ana. Hiçbir güzel var mı ki sürülmemiş rahmi Senin sürdüğün çiftin ekinini tepecek? Sırf kendini sevmenin mezarını ister mi, Geleceği ahmakça durdurur mu bir erkek? Sen annenin aynası olmuşsun da o sende Bulmuştur gençliğinin güzelim baharını; Kendi dinç varlığınla görürsün pencerende Kırışıklara rağmen, şu altın yıllarını İstersen ki varlığın unutulsun ve bitsin, Bir kuru başına öl izin de ölüp gitsin. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 4 Savurgan güzel, nedir bu kendine harcaman Senin mirasın olan güzellikleri böyle? Doğa temelli vermez, ödünç verir her zaman: Eli açık olana borç verir içtenlikle. Böyle yanlış kullanmak olur mu, güzel pimi, Miras bırakman için sana bırakılanı? Kar etmeyen tefeci, bu koskoca serveti Niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı? Meraklısın kendinle içli dışlı olmağa; Bu, tatlı benliğini sırf aldatmağa yarar. Vaktin geldi diyerek seni çağırsa doğa Vereceğin hesapta elle tutulur ne var? Kullanmazsan gömülür güzelliğin seninle, Kullanırsan varisin olur da sürer böyle. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 5 Her gözün takıldığı o bir içim su yüzü Özenle incelikle yaratan şu saatler Birer zalim olup da vurunca zaman gürzü O eşsiz güzellikten kalmaz hiçbir hoş eser Durmak bilmeyen zaman, yaz’ı söküp götürür, Yok eder iğrenç kışın kucağına atarak; Özsu ayazda donar, sağlam yapraklar çürür: Güzellik kar altında her yöre her yöre çıplak, çorak. Özsuyu çiçeklerden çekip almamışsa yaz, Gelir, kendisi gibi, anılarının sonu. Özsuyu çekilmişse, kış gelince o çiçek Kupkuru kalsa bile, tatlı özü sürecek. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 6 Ne yap yap, kurban gitme kışın zalim eline, Özün arıtılmadan, yaz’ı almasın senden; Bir şişeye bal akıt, bir yere bir hazine Sun güzel hazinenden, kendin sona ermeden. Bu iş haram değildir, tefecilik de değil: Sevinç verir gönüllü borç ödeyenlerine Görevin bir başka ‘sen’ yaratmaktır, bunu bil; İşte on kat mutluluk: on gelir bir yerine. On kat büyük bir görkem doğar gür benliğinden Ortaya senin eşin on tane sen çıkar da, Ölüm, eli böğründe kalırdı göçünce sen Bırakırdı, yaşardın gelecek kuşaklarda. Vazgeç inattan: Öyle güzelsin ki olmasın Ecel senin fatihin, solucanlar mirasçın. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 7 Bak, o cânım aydınlık kaldırırken doğudan Alev alev başını, çevrilir bütün gözler Onun taptaze doğan güzelliğine, hayran - Ve kutsal görkemine hizmet etmeği özler. Sarp yamaçtan çıkarken göklerin tepesine Gençliğinin gücünü andırır orta yaşı: Gülyüzüne o fâni bakışlar tapar yine, Altın yolculuğunda hepsi onun yoldaşı. Yorgun arabasıyla doruğa çıkar çıkmaz Yaşlılık çağı gelmiş gibi bırakır günü: Üstünden ayrılmayan gözler ona hiç bakmaz, Başka yerleri süzer, izlemez çöküşünü. Sen de kendi öğle’nde ölüp gözlerden ırak Unutulmaktan kurtul - bir oğul yaratarak. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 8 Sen ki müziksin, müzik dinlerken hüznün niye? Tatlılar kavga etmez; sevinç, sevinçle coşar. Sana zevk vermeyene katlanırsın ne diye? Can sıkanı bağrına basmakta ne anlam var? Birbirine eş olan hoş seslerin uyumu Yine de kulağına sıkıntı mı veriyor? Bil ki âhengin sana tatlı bir sitemi bu: “Parçaları dinleyip tümü unuttun,” diyor. Dinle, iyi bir koca gibi, tek bir tel nasıl Yaratırsa eşiyle birlikte hoş ,bir ezgi, Baba, çocuk ve mutlu ana, yapıyor fasıl: Kulakları okşuyor tek bir sesin ahengi. O sözsüz şarkı sanki tek bir ağızdan sana “Değerin olmaz, “ diyor, “yaşarsan tek başına.” [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 9 Bir dulun gözleri yaş dökmesin diye mi sen Tüketip duruyorsun kendini tek başına? Ah! ardında hiç çocuk bırakmadan ölürsen Dünya, dul kalmış kadın gibi yas tutar sana. Senden dul kaldığında, yaş kurumaz gözünde, Çünkü senin benzerin gelmeyecek ardından; Ne var ki başka her dul, çocuğunun yüzünde Kocasını görür de yeni güç alır ondan. Savurganların yazık ettiği varlık, ancak Yer değiştirir, dünya ondan yine zevk alır, Ama harcanıp giden güzellik son bulacak, Kullanmadan saklanıp ortadan kalkacaktır. Kim kendine karşı bu cinayeti işlerse O insanın gönlünde aşk bulamaz hiç kimse . [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 10 Yazık! hem kıyasıya harcıyorsun kendini, Hem gönlün yeltenmiyor hiç kimseyi sevmeye. Biliyorsun, saymakla bitmez sevenler seni, Ama besbelli sen aşk duymuyorsun kimseye. Öldüren bir nefrettir yüreğindeki şeytan: Hiç umurunda değil kazsan kendi kuyunu, Çekinmezsin güzelim canevini yıkmaktan Onarmak olmalıyken asıl amacın onu. Sen tutum değiştir de cayayım düşüncemden, Yumuşak bir sevgi koy nefret yerine bir yol; Göründüğün gibi ol: cömert, sıcak, sevecen; Hiç değilse kendine yumuşak yürekli ol. Aşkım uğruna bir ‘sen’ daha yarat kendine: Güzellik onda veya sende yaşasın yine. |
Yanıt: William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 11 Gençliğin günden güne kalırken gerilerde Bir yavru yaratırsan alsın diye yerini, Dinçken hayat verirsen o körpe can ilerde Senden göçen gençliğe varıp yaşatır seni. Böyle sürecek akıl, güzellik ve başarı; Yoksa cinnet, yaşlanmak, çürümek yer altında: Hiç kimse düşünmese gelecek kuşakları, İnsanlık sona erip giderdi üç batında. Dünya çoğaltmak için doğmayanlarla dolu, Kaknem, kakavan, kaba: kısırlıktan bitsinler; Yaradan vermiş sana en iyiyi, en bolu, Bu cömert armağana cömertçe karşılık ver. Seni kendine mühür yapmış, bunu böyle bil: Sen de eşler yap diye, ölüp git diye değil. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 12 Saatler, ben saydıkça geçiyor da peşpeşe, Nurlu gün, bakıyorum, çirkin geceye göçmüş; Görüyorum soluyor, yaşlanıyor menekşe, Kapkara büklümleri kaplıyor apak gümüş. Yapraksız, çıplak kalmış ulu ağaçlar işte: Sürüleri sıcaktan korurlardı eskiden. Yeşil yaz ekiniydi:şimdi devrilmiş de, Aksakal, salkım saçak, şu arabada giden. Düşünmeden edemem senin güzelliğini: Sen de çökersin vaktin yıkıp geçtikleriyle, Çünkü tatlı ve güzel, her şey harcar kendini, Yetişen tazeleri görüp koşar ecele. Kimse karşı koyamaz Zamanın tırpanına, Kendi soyun direnir O kıyarken canına [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 13 Ah sen keşki sen olsan! Ne var ki, canlar canı, Sen değilsin sen, ne de burda yaşayan sensin. Dilerim şu yaklaşan ecele hazırlanmanı; Güzel yüzünü başka birine vermelisin. Şu emanet güzellik böylece son bulmazsa, Benliğin, sen öldükten sonra yaşatır seni; Bir çocuğun olursa sürdürür, hiç olmazsa, O tatlı varlığıyla senin güzelliğini. Kimse cânım bir evi bırakmaz çürümeye Görkemini şerefle ayakta tutmak varken, Kış günlerinde azgın bora öldüresiye, Sonsuz ecel ayazı, onu yaman sarsarken. Ah! bu israf, sevgilim. Sen kendinden bilirsin: Babam var diyorsun ya; bırak, oğlun da desin. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 14 Yıldızlardan derlemem vardığım yargıları, Oysa müneccimliği enikonu bilirim; Ama anlatmam iyi ve kötü yazgıları: Ne âfet ve kıtlıklar, ne altüst olan mevsim. Ânlara fal bakamam, geleceği göstermem; Söylemem kime şimşek, yağmur ve rüzgâr kısmet, Tahta geçeceklere ikbal müjdesi vermem Gökkubbede bulsam da türlü türlü alâmet. Senin gözlerindedir bildiğim her ne varsa, O değişmez yıldızlar kaynağıdır sanatın, Birlikte yaşar gerçek ve güzellik yaşarsa; Sen sürdür varlığını, sürüp gitsin kaç batın. Yoksa, senin gelince sonun - bu falcı bilir Gerçekle güzelliğin kıyamet günü gelir. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 15 Düşünürüm, her şeyin büyüyüp gelişmesi Kısacık bir an için kıvama varır ancak, Ne oyunlar sunarsa koca dünya sahnesi Son söz yıldızlardaki gizli güçte olacak; Görürüm de bitkiler gibi büyür insanlar, Aynı gök önce okşar, sonra sarsar onları, Özsuyla fışkıranlar gitgide düşüp solar, Artık anılmaz olur dinç yağız zamanları: Fâniliği düşünmek, gerçek gibi bir düşle, Seni gösterir bana görkeminde gençliğin, Yıkıcı Zaman, cenge tutuşur çürüyüşle Senin gençlik gününü şom gece yapmak için; Zamanla savaşırım senin sevgin uğruna, O seni kemirse de ben can veririm sana. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 16 Acaba neden: daha güçlü bir yol bulamam Savaşmak için Zaman denen kanlı zalimle? Ve çürümemen neden başka bir kutlu yoldan Değil de yalnız benim kısır dizelerimde? Şimdi en mutlu çağın doruğu senin yerin; Bak can atıyor nice el değmemiş bahçeler Erdemle sana canlı çiçekler vermek için: Bu düzmece eşlerden sana çok daha benzer. Ancak yaşam düzeltir yaşam çizgilerini; Zamanın kalemi, toy kalemim can katamaz Ve iç değerlerinde, dış görkeminle seni Yansıtıp insanların gözünde yaşatamaz. Varlığını sebil et: sana kalır varlığın; Kendi elinle çiz ki sürsün bahtiyarlığın. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 17 Hiç kimse inanır mı şiirime ilerde. Yazarsa baştan başa senin gerçek övgünü? Tanrı bilir, şiirim varlığını gizler de Şimdi bir mezar gibi örter eşsiz yüzünü. Anlatsam gözlerinin güzelliğini bir bir, Sayıp değerlerini tüketsem sayıları, Bir gün derler ki “Ozan yalancı mıdır nedir,” “Dünyadaki yüzleri okşamış mı ki Tanrı?” Solgun tomarlarımı hor görerek yererler Gerçeği az, lafı bol bir bunak diye bir gün: Hakkın olan övgüye ozan saçması derler Ve şişirme sözleri antika bir türkünün: Ama yetiştirirsen bir yavru o günlere, Yavrunla, şiirimle yaşarsın iki kere. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 18 Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer? Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın: Taze tomurcukları sert rüzgarlar örseler, Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın: Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak, Ve sık sık kararır da yaldız düşer yüzünden; Her güzel, güzellikten ergeç yoksun kalacak Kader ya da varlığın bozulması yüzünden; Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz, Güzelliğin yitmez ki, asla olmaz ki hurda; Gölgesindesin diye ecel caka satamaz Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda: İnsanlar nefes alsın, gözler görsün, elverir, Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 19 Aslanın pençesini körlet, Zaman ejderi, Doyur dünyayı kendi yavrusunun canıyla; Kaplanın çenesinden sök o keskin dişleri, Alevlerden dirilen ankayı yak kanıyla; İstersen kasırga ol, şen mevsimleri karart, Rüzgâr kanatlı Zaman; yap aklına eseni, İstersen dünyayı yık, güzel yüzleri sarart, Ama en kalleş suçtan alıkoyarım seni: Sevgilimin yüzünü saatlerinle oyma, Köhne kalemin onu boğmamalı çizgiye; Sakın sürüp giderken çirkin izini koyma Sonraki insanlara güzellik kalsın diye. Geçkin Zaman, yapsan da en şom kötülükleri, Şiirimde sevgilim sonsuz yaşar dipdiri. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 20 Yaradan, kadın yüzü çizmiş sana eliyle, İstek dolu sevgimin efendisi dilberi; İnce kadın yüreğin öğrenmemiştir hile, Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri; Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur, Neye bakarsa baksın altın yaldız kaplatır; Erkeklerin en hoşu, en hoş şeyler onundur, Erkekleri büyüler, kadınları çıldırtır. Seni yaratmış olsa kadın olarak önce Yaradan bile çılgın bir sevgi duyacaktı, Ama bir hiç uğruna bir fazlalık verince Varlığına doymaktan beni yoksun bıraktı. Değil mi ki kadınlar için yaratmış seni, Sen sevgimi al, onlar sömürsün hazineni. |
Yanıt: William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 21 Ben, başka bir ozanım. Öbür manzumeciler oyalı güzel görür, kalemi alır ele, Göğü tutup onunla yazdıklarını süsler, Her güzeli benzetir kendindeki güzele. Hem de ne şatafatlı teşbihler, çifter çifter: Güneşle ay; toprağın, denizin cevherleri, Nisan tomurcuklan, nice bulunmaz şeyler, Yeryüzünü kuşatan o cennet çemberleri. .. Ben, gerçeği yazarım, benim sevgim gerçek ya: İnan olsun, sevgilim, güzellerin güzeli, Ana yavrusu gibi, pek parlak olmasa da, Gökyüzünde yanan o altın kandil misali. .. Onların boş lafları olamaz benim işim: Satacak değilim ki, niçin övecekmişim [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 22 İnandıramaz aynam yaşlandığıma beni, Değil mi -ki doğdunuz aynı gün gençlikle sen; Ama örtünce vaktin kırışıkları seni Medet umarım ömrüm bitsin diye ecelden. Varlığına o eşsiz güzelliği giysen de Gönlümün urbasından başka şey giyemezsin. Yüreğim sende çarpar, yüreğin çarpar bende: Demek ki bana göre yaşlısın diyemezsin. Onun için, sevgilim, kendine bakman gerek, Nasıl ki ben bir hiçim bakmak dururken sana, Yüreğin bende diye üstüne titreyerek Olmuşum yavrusunu esirgeyen bir ana. Gönlüne bel bağlama gönlümü yok edersen. Geri almak yok diye onu verdin bana sen. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 23 Bir acemi oyuncu nasıl beceriksizse Sahnede korkusundan donakalmış dururken Nasıl fazla duyguya kapılınca bir kimse Zayıflarsa yüreği gücünden kudururken, Benim de bu korkuyla güvensizlikten işte Sevgi törenindeki duam aklımdan çıkmış, Sevgimin gücü beni paramparça etmiş de Aşkın bütün yükünü omuzlarıma yıkmış. Öyleyse kitaplarım söylesin güzel sözler, Sussun dilli gönlümün dilsiz laf ebeleri, Onlar sevgi dilenir, ama bir çıkar bekler; Gönlün sözü, bollukta hepsinden çok ileri. Sessiz aşk ne yazmışsa onu oku ve öğren, Aşkın ince aklıdır gözlerle duyup bilen. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 24 Gözlerim ressam oldu senin güzelliğine, Kalbimin levhasına nakşetti görüntünü Bedenim de çerçeve oldu senin resmine Derinlikle güçlendi sanatın en üstünü. Göreceksin, ressamın ustalığı nasılmış: Gerçek yüzünü çizmek, olur ancak bu kadar. İşte resmin kalbimde baş köşeye asılmış, Sergimde pencereler göz nurunla ışıldar. Gözler, başka gözlere ne iyilik etti, bak: Benim gözlerim çizdi senin güzelliğini; Seninkiler gönlüme pencereler açarak Güneşi soktu - coşsun, gözlesin diye seni. Ama kurnaz gözlerin sanat yeteneği az: Sırf gördüğünü çizer, yüreği tanıyamaz. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 25 Yıldızların gözdesi olanlar övünsünler İkballe, iktidarla, alımlı ünvanlarla; Kader vermediyse de bana böyle bir zafer, Mutluyum en saydığım beklenmedik şanlarla. Hükümdar gözdeleri ne güzel yaprak açar; Güneşteki kadife çiçeğidirler ancak: İçlerinde gömülü kalır kibirler, şanlar, Çünkü kaş çatıldı mı her görkem yok olacak. Savaşlarda gücüyle ün salan bir kahraman Bin zafer kazansa da düşmeye görsün bir kez, Adı silinir şeref defterinden o zaman, Mertlik destanı artık anılarda süremez. Ben sevdim, sevildim ya; hepten mutlu yaşarım Yoldan çıkartılamam, ne de yoldan şaşarım. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 26 Sevgimin sultanı, ben kul oldum işte sana, Erdemin güçlendirdi benim görev duygumu; Gönderdiğim bu yazı, elçilik yapsın bana, Bir zekâ gösterisi değil, hizmet belgem bu. Böyle yüce görevi zavallı aklım belki Anlatamaz da doğru dürüst, cılız gösterir, Ama sendeki ruh ve düşün öyle güzel ki, Umarım, işte onu bana çırçıplak verir. Uğur doğar yazgımı yönelten yıldızlarda, Talihim başlayarak yaver gitmeye yine, Yırtık pırtık sevgime giyim kuşam sağlar da Lâyık gösterir beni senin iyiliğine. Bir gün övüneceğim sevdiğim için seni, O güne dek görünmem sınarsın diye beni. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 27 Yorgun argın, alırım yatağımda soluğu: Yatak, yol yorgununa en hoş dinlenme yeri, Ama bu sefer başlar aklımın yolculuğu, Kafam çırpınır gövdem bitirmişken işleri; Depreşen duygularım gurbet elden o zaman Sana varmak isteyip uğrunda hacca çıkar, Baygınlaşan gözlerim açıldıkça durmadan Sırf körlerin gördüğü karanlıklara bakar: Hiç değilse ruhumda düş kuran bir göz var da Görmeyen bakışıma senden hayal getirir, Hayalin karanlıkta elmas gibi parlar da Korkunç geceyi süsler, ona taze yüz verir. Gündüz bedenim, gece aklım huzur bulamaz, Gövdeyle baş senden de benden de kurtulamaz. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 28 Nasıl dönüp geleyim bedenim dinç, gönlüm şen? Dinlenmek nimeti hiç nasib olmaz ki bana? Günün cefası, huzur sağlayamaz geceden: Gün gecenin, gece günün kıyar canına. Kanlı bıçaklı iki düşman değiller sanki. Elele verip bana başlarlar işkenceye: Biri hep işe koşar, hep sızlanır öteki Çalışmak beni senden uzaklaştırdı diye. Günü hoş tutmak için “Sevgilim parlak” derim, “Aydınlatır gökleri bulutlar kararmışken.” Yağız yüzlü geceyi över, diller dökerim: “Yıldızlar kör olunca sevgilimdir nur döken.” Ama gün, işte her gün çilemi uzatıyor; Gece, işte her gece derdime dert katıyor. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 29 Düşünce insanların ve kaderin gözünden Aforozlular gibi, yapayalnız ağlarım; İrkilir sağır gökler çığlıklarım yüzünden, Bahtıma lanet okur, yüreğimi dağlarım; Talihi yaver giden herkese gıpta eder, Şu denli güzel olsam, dostlarım olsa derim; Şunda sanata, bunda dehaya içim gider, Oysa solda sıfırdır yapmak istediklerim; Kendimden iğrenirken aklım sana doğrulup Gönlüm kara dünyayı gerilerde bırakır, Gün doğarken yükselen bir tarla kuşu olup Cennet kapılarında kutsal ezgiler şakır; Öyle bir servettir ki sevgini anmak bile, Sultanlarla yer değiş deseler de nafile. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 30 Bazan geçmiş günlerden kalanları anarım Bir araya gelince hoş sessiz düşünceler; Aradığım şeylerin yokluğuna yanarım, Gönlümü yitenlerle çektiğim yaslar deler: Yaş bilmeyen gözlerim boğulur da yaşlara Ölüm gecesindeki sevgili dostlar için, Depreşir yüreğimde nice kapanmış yara, Yitip gitmiş yüzlere inlerim için için. Geçmiş yaslar yeniden beni yürekten vurur, Acıları saydıkça bir bir, içim kan ağlar; Gönlüm eski dertleri anıp çile doldurur. Borcum bitmemiş gibi yine keder borcum var. Ama, sevgili dostum, seni andım mı yeter: Bütün yitenler döner, bütün acılar biter. |
Yanıt: William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 31 Ölüp gitti sanarak özlediğim tüm dostlar Senin güzel göğsünde bir araya geldiler; Orda hem aşk, hem aşkın varlığı hükümdar, Hem toprağa düştü sandığım sevgililer. Yürekten inandığım sevgili yürekten çaldı Yalvaran yaşlarımı nice cenazelerde Ama, bak, onlar sende kaldılar göçseler de, Sen gömülü sevginin yaşadığı mezarsın, Yitirdiğim dostlardan kalma andaçlar orda, Benden ne aldılarsa hep senin olsun varsın: Artık yalnız senindir neler varsa onlarda. Hepsi birleşmiş sende; hepten seninim bende [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 32 Benim ömrüm bitince hâlâ yaşıyorsan sen, Hoyrat ölüm gömünce kemiklerimi yere, Talihin cilvesiyle bir göz atmak istersen Ölmüş dostundan kalan zavallı dizelere, Karşılaştır hepsini bugünkü yapıtlarla: Çok gerisindedirler ustaca yazanların: Onları şiir diye değil aşk için sakla: Katına çıkamazlar bahtiyar ozanların. İçinden geliyorsa bana söyle şunları: “Güçlenseydi dostumun Esin Perisi hele, “Yaratısı aşardı aşkından doğanları. “Allı pullu yürürdü yüksek rütbelilerle. “Ama o öldü, yeni ozanlar ondan üstün: “Onlarda sanat dostta aşk okuyorum bugün.” [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 33 Ne görkemli şafaklar görmüşümdür, hükümdar Gözleriyle dağlara koyar en şanlı süsü, Altın yüzü öptükçe yemyeşil olur kırlar, Soluk sulara yaldız kaplar kutsal büyüsü. Ama birden bırakır gökten inmiş yüzüne Saldırsın diye hınzır bulutların yığını, Sonra saklar yüzünü üzgün dünyadan yine, Batıya kaçıp gizler kararan varlığını; Sevgili güneşim de doğup ruhuma doldu Bir sabah zaferlerle görkemlerle erkenden, Ah, sonra gitti, ancak bir saat benim oldu, Kara bulutlar onu yine gizledi benden. Bu yüzden ona karşı sevgim kapılmaz hınca, Yerdekiler solmaz mı gökte güneş solunca? [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 34 Öyle güzelim bir gün vaad edip sanki neden Pelerin giydirmeden yola çıkarttın beni İndi de kem bulutlar yarı yola gelmeden Hain duman gizledi senin alıp görkemini Bora görmüş yüzümü yağmurlar ıslatınca Yetmez bulutu delip kurulamağa koşman: Övgü olmaz yarayı iyi eden ilâca Utanç denen illete olamıyorsa derman. Senin utanman benim yüreğimi dağlamaz; Sen pişmanlık duysan da olanlar yalnız bana; Suçlunun üzüntüsü, pek teselli sağlamaz O suçun çarmıhını sırtında taşıyana. Ah, sevginden dökülen o inci gibi yaşlar Onlarda şerre fidye, illetlere deva var. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 35 Yakınmasan da olur artık kötülüğünden: Güllerde diken vardır, gümüş çeşmede çamur; Tutulur ay ve güneş, söner bulut yüzünden; En şirin tomurcukta iğrenç kurtlar bulunur. Kusursuz insan olmaz, bende de kabahat az mı? Örnekler verip haklı bulmak suç işleyeni? Bu özürler büsbütün ahlâkını bozmaz mı? Günahlarından öte bağışlamışım seni. Benim aklım savunur senin şehvet suçunu; Avukatın gibiyim dâvâcın olsam bile: Suçlu ben’im, yargıca kendim söylerim bunu, İç savaşa tutuşur bende nefret sevgiyle. Suç ortağı olmaya gösteriyorum rıza Hiç acımadan beni soyan tatlı hırsıza. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 36 İtiraf edeyim ki ikimiz apayrıyız Birleşik olsa bile bölünmeyen sevgimiz: Bu utanç lekeleri bende kalacak yalnız, Bana nasib olacak çile doldurmak sensiz. Duyduğumuz sevgiler birdir bir bakıma, Yaşamımızı bölen acıklı ayrılıklar Sevginin birliğini altüst edemez ama, Sevişmenin tadından tatlı saatler çalar. Sevgilim olduğunu açıklamam artık ben Yanıp yakıldığım suç, lekeler,diye seni, Bana iyilik edip şeref veremezsin sen Feda etmeden kendi adının şerefini: Sakın buna kalkışma; öyle ki sana sevgim, Benim olduğun için iyiliğin de benim. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 37 Seyredip haz duyar ya çökmüş bir baba hani Kabına sığamayan delifişek oğlandan, Ben de, kaderim yaman sakat edeli beni, Huzur duyarım senin erdeminden, vefandan. Güzellikle soyluluk, servet, akıl hep sende Bunlardan biri, ya da hepsi, ondan da fazla. Hakçası bu: başına taç oldu onlar; ben de Bu eşsiz hazineye katılıyorum aşkla. Ne sakat, ne zavallı, ne acıklıyım artık Bana öyle yaman güç verdikçe senin gölgen, Yeter de artar bile senden aldığım varlık: Görkeminden bir parça alıp yaşıyorum ben. Dilerim senin olsun en iyi ve en kutlu; Bu dileğimle bile olurum on kat mutlu. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 38 Çeker mi benim Esin Perim konu kıtlığı Sen şiirime sebil ettikçe soluğunu, Yanında kaba kâğıt kalemin kof kaldığı Hoş varlığın oldukça bana en tatlı konu? Ah, tüm teşekkürleri, övgüyü kendine sun; Varsa, al, yazdığımda değerli gördüğünü. Sen yaratıcılığa ışıklar saçıyorsun. Sanki kim dilsiz kalıp yazamaz ki övgünü. Sen onuncu Peri ol, kötü ozana gelen Yaşlı dokuz Periden on kat yüksek değerin; Gür esinlerle dolu Peridir sana gelen: Bu günü aşan sonsuz dizeleri getirsin. Bu deney çağına hoş gelirse Esin Perim, Üzgüsü benim olsun, övgüsü senin derim. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 39 Ah, nasıl efendice övgüler sunsam sana? Hep senin değerindir bende varsa bir değer, Kendimi övmek sanki ne kazanç sağlar bana? Böbürlenmektir sana söylediğim türküler. Sırf bu yüzden bile biz yaşamalıyız ayrı; Tek diye bilinmesin güzel aşkız artık: Sana verebilirim salt hakkın olanları Hele bir gerçekleşsin aramızda ayrılık. Ah, yokluk, sen kimbilir ne korkunç bir işkence Olurdun, uzaklığın acısı sağlamasa Sevgi düşünceleri gibi hoş bir eğlence, Zaman ve hayal gücü, yüreği dağlamasa; Sen öğretmiş olmasan nasıl çift olurmuş tek Burda bulunmayanı var gücünle överek. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 40 Hepsini al, sevgilim, ne sevgi varsa bende, Çoktan senin olmayan ne sevgi sağlarsın ki? Gerçek der misin ona eline geçirsen de, Sevdiklerimin hepsi sende değil mi sanki? Sevgilimi alırsan gerçek sevgim uğruna Ses çıkarmam onunla keyif sürdüğün için; Sevgime sırt çevirip el uzatırsan ona, Kendini aldatırsan suçun büyüğü senin. Tatlı hırsız, yine de bağışlarım suçunu Sen varımı yoğumu alırsan bile benden; Oysa daha acıdır, sevenler bilir bunu, Sevginin haksızlığı nefretin sillesinden. Güzel sürtük, kötülük iyi görünür sende; Biz düşman olmayalım can evimi söksen de. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 41 Ben kalbinden uzakken, fırsat kaçırmayarak Yaptığın şu sefahat, şu çapkınlıklar var ya: Hepsi de güzelliğin, gençliğin için bir hak, Çünkü nereye gitsen, arzu koşar oraya .. Herkes seni kazanmak ister cömertsin diye; Sen afet bir güzelsin: sevaptır güzel sevmek. Kadın karar vermişse ağına düşürmeye, Anasından doğmuş mu ondan kaçacak erkek? Ah, yine de kalbinden kovmazsın belki beni; Güzelliğini, hoppa gençliğini kınarsın Onlar sefahatte de bırakmazlar peşini: Zorlanırsın ve çifte ihanete kalkarsın Güzelliğinle çekip aldığın kadına da, O güzellikle beni aldatarak sana da. |
Yanıt: William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 42 O kadın senin oldu: derdim değil yalnız bu; Onu eşsiz bir aşkla seviyordum, doğrudur; Ama, sen onun oldun, yas'a boğdun rûhumu: Sevgi yok olup gitti, beni kahreden budur. Bağışlarım, çünkü aşk, suça iter seveni. Sen onu seviyorsun ben seviyorum diye; O da benim uğruma aldatıyor ya beni, Hatırım için razı dostumdaki sevgiye. Ben seni yitirirsem kaybım aşkımın kârı Ve onu yitirirsem dostumun kazancı var; İkisi birleşti de ben yitirdim onları, Gönlümü almak için bana haç çıkardılar. Sevinçliyim yine de: dostumla tek varlığız; Ne hoş düzen! O kadın beni seviyor yalnız. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 43 Apaçık görüyorum gözlerimi yumunca. Bütün gün gördüklerim taşımaz hiçbir değer, Ama düşlerde sen varsın uyku boyunca; Göz karanlıkta ışır, karanlıkları deler Başka bütün gölgeler, gölgende ışık bulur; Bedeninin gölgesi, mutluluğu gösterir Işıl ışıl gündüze saçarak daha çok nur Senin gölgen nasıl da kör gözlere fer verir. Gözlerim kutlu olur seni seyrettikçe ben, Canlı gün aydınlanır sendeki ışıklarda, En karanlık gecede belirsiz güzel gölgen Derin uykuda sönmüş gözlere can katar da. Seni görmeyince benim günüm her gece; Geceler gündüz olur düş seni gösterince. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 44 Düşünceye dönüşse benim etim kemiğim Yolum kurban gidemez hoyrat mesafelere; Ben, tüm uzaklıkları aşıp erişeceğim Sınırsız ötelerden, senin olduğun yere. Varsın, sımsıkı basın ayağım topraklara Dünyada bir köşede, senden uzak mı uzak, Çevik düşünce sıçrar, dinlemez deniz. kara, Ulaşır özlediği yere hayal kurarak. Ben, düşünce değilim: ah düşündükçe bunu - Sen gittin, ben uçamam - bu öldürüyor beni; Alt tarafı, varlığım biraz toprak, biraz su: İnleyerek beklerim geleceğin keyfini. Bu iki som maddeden, birbirinin yasına Nişan takan o ağır yaşlar kalacak bana. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 45 Öbür ikisi hafif hava, paklayan ateş, Ben nerdeysem onlar da hep seninle beraber: Birisi düşünceme, öteki arzuma eş; Bir ,vardır bir yok: böyle hızla kayıp giderler. Bu uçucu maddeler yel yeperek yol alır. Aşk elçileri gibi. sevecenlikle sana; Canım dört maddedendir. o ikisiyle kalır, Üzgün yürekle düşer ecelin kucağına. Tüm varlığım kavuşur öz yapısına, derken: O hızlı haberciler senden dönmüştür işte – Onlar bana müjdeler getirmiştir gelirken Senin sağ sapasağlam olduğunu görmüş de. Duyunca mutluyumdur, sonra sevincim söner; Yine elçi yollarım, hüzün kalbime döner. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 46 Savaşır gözlerimle gönlüm öldüresiye Senin güzelliğinin ganimeti yüzünden: Gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye, Gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden. Gönlüm bildirir senin orada yattığını Öyle bir hücrede ki giremez billur gözler; Gözüm inkâra kalkar gönlün anlattığını, Güzel yüzünün ona sığındığını söyler. Gönlü dinleyip karar vermek için toplanır Düşünceler kurulu: soruşturur, hakçası Kurulun yargısıyla bir karara bağlanır Seven gözün payıyla duyan gönlün parçası: Senin dış güzelliğin olur gözümün payı, Gönlüm kazanır aşkın gönlündeki dünyayı. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 47 Anlaşıp birleştiler benim gözümle gönlüm. Karşılıklı iyilik yaparlar, gerek varsa: Bir bakışa acıkıp azap çekerse gözüm Ya da seven kalbimi hıçkırıklar boğarsa. Gözlerim. sevgilimin resim şölenindedir. Gönlümü çığırırlar renklerin cümbüşüne; Güzlerim de gönlüme konuktur arada bir Ve candan ortak olur bu sevdanın düşüne. Ya resminle bendesin ya benim aşkımla bak. Sen hep can evimdesin uzaklara gitsen de. Kalamazsın bendeki düşüncelerden uzak. Ben hep onlardayım ya. onlar her zaman sende. Onlar uyusalar da resmin işte karşımda, Gözü gönlü uyutmaz, şölen yapar canımda. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 48 Nasıl da özenmiştim yola çıkmadan önce: Değersiz her malımı mahzene kapatarak, Tam bıraktığım gibi bulmak için dönünce, En güvenli yerlerde, hınzır ellerden uzak. Mücevherlerim senin yanında çerden çöpten: Sen eşsiz huzurumdun, şimdi yas olacaksın; Sen ki canlar canısın, derdim günümsün hepten, En adi hırsızların elinde oyuncaksın. Ben sandığa koymadım, kilitlemedim.seni; Yoksan bile ordasın diye bildiğim yere, Can evime usulca sokup gizledim seni, Girip çıkasın diye kendi keyfine göre. Seni çalarlar ordan bile, işte korkum bu: Böyle değerli ödül, hırsız eder namusu. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 49 O gün gelsin, hazırım; ergeç gelirse o gün Kusurlarıma bakıp kaşını çatacaksın, Aşkının değerine ters düşecek gördüğün, Bu uyuşmaz hesabı silip kapatacaksın. O gün gelsin, hazırım; el gibi geçersin ya, O gün gözlerinle, selâm bile vermeden; Aşk bürünmüştür artık bambaşka bir kılığa. Asık suratın için bulursun birçok neden. O gün gelsin, hazırım, alıştırdım kendimi: Değerim, hakkım budur diyerek bile bile. Kendime karşı tanık, kaldırırım elimi Ve savunurum senin haklı özrünü şöyle: Zavallı ben’i bırak, yasalar senden yana, Gerekçe gösteremem bana sevgi duymana. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 50 Yola koyuldum ama, ilerlemek ne de zor; Şu yorucu yol var ya, ben sonuna vararak Rahata kavuşmayı umarken, şöyle diyor: “Sen ne kadar gidersen dostun o kadar ırak.” Beni götüren hayvan, üzüntümün yorgunu, Güçbelâ yürür benim dert yükümü taşırken; Zavallı, bir sezgiyle öğrenmiş sanki şunu: Binicisi hız sevmez senden uzaklaşırken. Kanlı mahmuzum bile onu öne süremez Sağrısını öfkeyle bazen dürtükleyince; Yalnızca inilder de, başka yanıt veremez, O, derisini deşen mahmuzdan keskin bence. Çünkü o inleyişten şu doğuyor kafamda: Benim derdim önümde, sevincimse arkamda. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 51 Bineğimin suçunu hoş görebilir sevgim: Yavaş gitti ben hızla uzaklaşırken senden. Senin olduğun yerden niçin koşup gideyim? Dönünceye dek koşu tutturmağa yok neden . Ah. zavallı hayvanım ne özür bulur böyle. Hızların en yamanı bana yavaş görünür; Ben üzengi vururum rüzgâra binsem bile. Kanatlanıp uçarım, başka her hız sürünür. Aşık atamaz hiçbir at arzumla o zaman. Çünkü arzu en güçlü aşktan doğan yaratı. Kişner - külçe et değil - ateşli bir küheylân; Aşka karşılık sevgi, hoş görür bitkin atı. Senden uzaklaşırken kasden yavaş gitti ya, Ben sana koşup onu bırakacağım yaya. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 52 Nasıl açar da kutsal anahtarıyla zengin, Kucaklaşırsa cânım kitli hazinesiyle, Seyrek tadılan zevkin körlenmemesi için Nasıl denetlemezse her saat - ben de öyle ... İşte bunlar en mutlu, en şanlı şölenlerdir: Arada bir gelirler upuzun yıl boyunca; Paha biçilmez taşlar, seyrek dizilenlerdir, Ayrık mücevherlerdir görkem verenler taca. Zaman, mücevher kutum gibi basar bağrına Ya da giysi dolabım gibi saklar da seni, Eşsiz kutsallık versin diye eşsiz bir ana Gözler önüne serer tutuklu görkemini. Erdemlerin sonsuzdur, varlığın gür ve kutlu: Sana ermek zaferdir, sensizlik umut dolu. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 53 Sen neden yapılmışsın, varlığının özü ne? Sayısız garip gölge, el pençe divan sana. Herkes tek bir kez yansır, herkeste tek bir gölge; Tek olan senden düşer her gölge dört bir yana. Besbelli, sana desem gel, Adonis' i anlat: O senin sahte resmin, salt kötü bir taklidin ... Helena'nın yüzünde her güzellik bir sanat Ve sen Yunan giysili bir yeni şahesersin. Dile getir ilkyazı, hasadın bolluğunu, Sendeki güzelliğin gölgesi olur biri, Öteki isbat eder ne cömert olduğunu - Ve biz sende buluruz tüm kutsal biçimleri. Senden bir payı vardır tüm dış güzelliklerin; Gönül sadakatinde yoktur eşin, benzerin. |
Yanıt: William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 54 Ah, güzellik nasıl da doğruluğun kattığı Cânım süslerle kat kat güzelliğe bürünür! Gül, alımlıdır ama, bağrında yaşattığı Tatlı kokuyla bize çok daha hoş görünür. Yaban güllerinin de, büyülü kokularda Görkeme ermiş güller kadar koyudur rengi; Onlar da dikenlidir: yaz soluğu açar da Konca peçelerini, oynarlar dört kol çengi. Ama dış görünüştür onların tek erdemi, Yaşarlar okşanmadan; gözlerden ırak solar, Yapayalnız ölürler. Cânım güller öyle mi: Tatlı ölümlerden varlığa ıtır dolar. Sevgi dolu güzel genç, sen solup gittiğinde Şiirlerimde yaşar senin öz gerçeğin de. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 55 Ne yaldızlı hükümdar anıtları, ne mermer Ömür süremez benim güçlü şiirim kadar; Seni pasaklı Zaman pis bir mezara gömer. Ama satırlarımda güzelliğin ışıldar Savaşlar tepetaklak devirir heykelleri Çökertir boğuşanlar yapı demez sur demez, Ama Mars’ın kılıcı, cengin ateş selleri Şiirimde yaşayan anını yok edemez. Ölüme ve her şeyi unutturan düşmana Karşı koyacaksın sen; yeryüzünü mahşere Yaklaştıran çağların gözünde bile sana Bir yer var övgüm seni çıkarttıkça göklere Dirilip kalkıncaya kadar mahşer gününde Yaşarsın şiirimde sevenlerin gönlünde [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 56 Tatlı sevgi, gücünü tazele de iştahın Körlendi demesinler bıçak çekmeden önce; Öyle ya, bugün doyup yatışsa bile yarın Bulur eski gücünü yeniden bilenince. Sen de öyle ol, sevgi: bugün aç gözlerini Tıkabasa doyur da sımsıkı kapat,. ama İyice görmek için, yarın aç gözlerini: Sonsuz duygusuzlukla aşkın rûhuna kıyma. Bu acıklı ayrılık, diyelim ki bir umman, Böler yaman gücüyle bir sahili ikiye. Her gün iki nişanlı gelir, sevgi o zaman Dönmüştür: sevinirler kıyı şenlendi diye. Ya da ayrılık kıştır, nice üzüntü dolu, Onun için dört gözle beklenir yazın yolu. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 57 Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir, Gece gündüz el pençe divanım buyruğuna; Geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir Sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna. Senin için, sultanım, saatleri gözlerken Ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere, Kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken Uğurlar olsun dersen kölene sen bir kere; Ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım Kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler; Derdim günüm put gibi düşünmeden durayım, Mutlu kıldıklarını bilmek içime işler. Öyle körkütük sadık bir köledir ki sevda, Seni kötü göremez bin kötülük yapsan da. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 58 Tanrı beni ilk başta sana kul yaptı, sonra Keyfine el koymamı yasak etti Ya da özlem duymamı hesaplı zamanlara: Kölenim ya, boş vaktin olsun diye bekletti. Ah, bırak katlanayım, el pençe divan: değer, Senin özgürlüğünün tutuklu yokluğuna; Her mihnete sabreder, her azara baş eğer, İncittin diye hiç suç yüklemez bile sana. Sen nerede olursan ol, yetkin güçlü, özgürsün; Hâkimsin dilediğin gibi kendi vaktine: Canın neyi isterse varsın o keyfini sürsün, Kendine suç işlersen kendin bağışla yine. Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni, İyi kötü demeden suçlamadan keyfini. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 59 Yeni hiçbir şey yoksa, yalnız eskiler varsa Demek ki beynimize oynanan bir oyun var, Yaşamış bir çocuğu doğurmağa kalkarsa Yaratma çabasıyla sancılanarak tekrar! Ah, şu eski defterler bir dönüp baksa geri. Güneşin beş yüz kere dönüşünden de önce, Göstersin eski kitap sendeki imgeleri İlkin nasıl yazıya döküldüyse düşünce. Acaba eski dünya neler demiş, görelim, Sendeki görmelere değer güzelliklere; Onlar mı üstün, biz mi, bu işin ustası kim, Yoksa dönüp dolaşıp geldik mi aynı yere? Hiç kuşkum yok: Geçmişte, ne sivri akıllılar Senden değersizlere övgüler yağdırdılar. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 60 Dinen dalgalar gibi kayalık kıyılarda Sonlarına koşuşur ömrümüzün ânları Hızla yuvarlanırlar çırpınarak ardarda Tutmak istercesine öne atılanları Doğan varlık aydınlık günlere erer ermez Olgunluğa ilerler, tam kıvamını bulur. Zaman armağanını yok etmeye koyulur. Gençliğe vergi olan süsü Zaman didikler, En gözde varlıkları canavarlar gibi yer. Kimse karşı duramaz amansız tırpanına: Ama o gaddar ele rağmen, seni över de Dimdik durur şiirim umut dolu günlerde [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 61 Ağır göz kapaklarım, yorgun gece içinde Hayalinle apaçık kalsın, dileğin bu mu? Sana benzer gölgeler, gözümle eğlensin de Keyfince paralayıp geçsinler mi uykumu? Gönderdiğin, ruhun mu canevinden uzağa İşlerime göz kulak olsun, düşürsün diye Aylak saatlerimi, utancımı tuzağa: Hasedine, kuşkuna yardakçılık etmeye? Hayır, sevgin çoksa da büyük değil o kadar, Benim kendi aşkımdır vermeyen uyku durak, İşte öz sevgim, didik düzenliğimi bozar Senin uğruna bana hep nöbet tutturarak. Ben bekçinim, sen başka yerlerde uyanıksın: Benden uzaksın, sana başkaları çok yakın. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 62 Kendime aşk duymanın günahıyla dopdolu Gözlerim ve yüreğim, varlığımın her yeri; Yoktur ki bu günahtan kurtulmanın bir yolu: Canevime sımsıkı sarılmıştır kökleri. Hoş değildir kimsenin yüzü benimki kadar, Benden yakışıklısı, benden vefalısı yok; Ölçüp biçiyorum da, bende ne değerler var. Ben herkesten üstünüm, her bakımdan, hem de çok. Ama gerçek yüzümü aynada görür görmez Pörsümüş, benzim uçuk. şerha şerha ve köhne, Kendime duyduğum aşk, ters düşer bana bu kez: Kötü şeymiş insanın ,aşk duyması kendine. Sensin öbür benliğim, varlığımda övdüğüm, Yaşımı gençliğinle, güzelliğinle örttüm. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 63 Bumburuşuk yapacak, ezecek sevgilimi Zamanın gaddar eli nasıl beni yıktıysa; Günler kanını emip alnına işledi mi Kırışıklar bir kere; gençlik tanı çıktıysa Yaşlılık gecesinin karanlık yokuşunu, Hükümdarı olduğu güzellikler kaçışır, Gözden ırak olarak yalnız bırakır onu, Bahar hazinesini çalıp yokluğa taşır; Kaygım, bütün gücümle karşılamak o çağı: Gözlerden gönüllerden yok edemesin diye Yaşlılığın amansız öldürücü bıçağı Tatlı güzelliğini - kıysa da sevgiliye: Kara satırlarımda gözler yüzünü görsün, Şiirim yaşadıkça taptaze ömür sürsün. |
Yanıt: William Shakespeare Tüm Soneleri
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 64 Gördüm anıtlarını nice görkemli çağın Zamanın zalim eli. yıkıp etmiş yerle bir, Başları göğe değen kuleler darmadağın Ve sonsuz tunç ölümün gazabına köledir; Gördüm obur okyanus yenilgiye uğratmış Keyfince hüküm süren heybetli kıyıları Ye sert toprak kendine koca ummanı katmış, Zarar kârı arttırmış, kâr büyütmüş zararı; Gördüm her şey bozulur, sonsuz sürüp gidemez, En sağlam devlet bile günün birinde çürür, Yıkımlar düşündürdü beni ister istemez: Ergeç sevgilimi de Zaman alıp götürür. Bana ölüm gibidir yitmesinden korkarak Hiçbir şey yapamayıp varlığına ağlamak. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 65 Ne tunç ne taş ne toprak ne de sonsuz denizler Acıklı fâniliğe karşı koyamazlarken, Nasıl bu kör öfkeyle güzellik cenge girer Çabasında en fazla bir çiçek gücü varken? Ah, nasıl göğüs gersin yazın tatlı rüzgârı Azgın günler dört yandan üstüne yürüdükçe, Bozguna uğrattıkça yenilmez kayaları, Çelik kapılar bile: Zamanla çürüdükçe? Ne korkunç bir düşünce: Ah, nerde saklı dursun Çağların mücevheri Çağların sandığından? Bir zorlu el var mı ki bu koşuyu durdursun? Güzellik yağmasını kim esirgesin ondan? Yok hiçbiri, meğer ki bu mucize sürsün de Sevdiğim ışıldasın kara yazı üstünde. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 66 Bıktım artık dünyadan, bari ölüp kurtulsam, Bakın, gönlü ganiler sokakta dileniyor. İşte kırtıpillerde bir süs, bir giyim kuşam, İşte en temiz inanç, kalleşçe çiğneniyor, İşte utanmazlıkla post kapmış yaldızlı şan, İşte zorla satmışlar kız oğlan kız namusu, İşte gadra uğradı dört başı mamur olan, İşte kuvvet kör-topal, devrilmiş boyu bosu, İşte zorba, sanatın ağzına tıkaç tıkmış, İşte hüküm sürüyor çılgınlık bilgiçlikle, İşte en saf gerçeğin adı saflığı çıkmış, İşte kötü bey olmuş, iyi kötüye köle: Bıktım artık dünyadan, ben kalıcı değilim, Gel gör ki ölüp gitsem yalnız kalır sevgilim [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 67 Ah neden yaşar sanki sevgilim illetlerle? Varlığıyla şenlenir imansızlar bölüğü Günahın ekmeğine neden yağ sürer böyle Süsleyip püsleyerek kol gezen kötülüğü? Niçin sahte boyalar yüzünü taklit eder, Canlı renginden ölü görüntüler aşırır Ve zavallı güzellik zar zor peşinden gider Yapma güllerin –oysa tek gerçek gül ondadır. Sevgilim niçin yaşar iflâs etmişken Doğa, Dinmişken yüze kan ve renk veren dinç damarlar? Doğa kavuşmuyor ki ondan başka kaynağa, Dün övündüğü kimler vardı, bugün bir o var. Bu kötü çağda önce çok zengin olduğunu Göstermek için doğ bağrına basar onu. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 68 Yanakları eskiyi gösteren bir harita, Güzellik, doğal yaşar, ölürdü çiçek gibi. Bugünün süsü püsü, piç izleri doğup da Olmamıştı yaşayan alınların sahibi; Ölülerin saçına konan altın örgüyle Gömütün kutsal hakkı kırpılmazdı o zaman, Yeni yaşam bulmazdı ikinci başta böyle; Güzel, ölü duvakla kimseye vermezdi şan. Onda yaşar bu kutsal saatleri geçmişin: Sevgilim allı pullu değil, yalınkat, berrak; Kimseden yeşil almaz kendi ilkyazı için, Göz boyamağa kalkmaz eskileri soyarak, Doğa saklıyor onu - harita, hazinedir: Düzmece Sanat görsün eski güzellik nedir. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 69 Dünyanın gözündedir sendeki bunca değer, Daha güzel yapamaz onları akıl, yürek; Ruhların sesi olan tüm diller seni över, Düşmanlardan da övgü alır bu çıplak gerçek. Baştacı edilirken dış varlığın dışardan, Diller senin hakkını sana verirken önce, Vazgeçerler övgüden, şatafatlı laflardan Gözün gösterdiğinden ötesini görünce. Senin canevindeki güzelliğe göz atar Ve yaptığın işlerle kıyaslarlar da onu, Gözünün içi gülen bu yaratıklar katar Güzelim çiçeğine iğrenç ot kokusunu. Ama yakışmıyorsa kokun görünüşüne: Nedeni, orta malı olmandır ele güne. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 70 Sana kara çaldılar, senin suçun değil bu: İftira, hep iyiyi, doğruyu hedef bilir; Güzelliğe takılan bir süs gibidir kuşku, Karga, gökteki en hoş havalara yönelir. İyi olursan sana değer katar iftira, Çağının sevgisini kazanırsın üstelik; Kurt gibi diş geçirir kötülük goncalara, İştah açar sendeki saf, lekesiz körpelik. Artık ardında kaldı gençliğinin tuzağı; Ayağını denk aldın; yenik düşüremedi; Ama belli övgünün sonsuz olmayacağı, Zincire vuramaz ki şiddetlenen hasedi. Kötülüğün lekesi maske olmasa sana Yüreklerin sultanı olurdun tek başına. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 71 Yas tutmaya kalkışma ecel beni aldı mı, Nobran ve mendebur çan bildirdi mi bir kere Bu iğrenç yeryüzünden kaçıp sığındığımı Bana koynunu açan en iğrenç böceklere: Bunları okuyunca yazanı anma derim; Çünkü öyle sonsuzca seviyorum ki seni Tatlı anılarında unutulmak isterim Acı çektirecekse sana düşünmek beni. Ah ben düştükten sonra bağrına toprakların Göz atacak olursan bu şiirlere bir gün, Söylemesin zavallı adımı dudakların, Hayatımla birlikte bırak sevgin çürüsün; Yoksa şu kurnaz dünya deşer de iniltini, Benim için yas tuttun diye hor görür seni. [Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] SONE 72 Ah, ben ölünce neler söyletecekler sana: Ne buldun diyecekler, onun nesini sevdin? İyisi mi, sevgilim, sen hepten yan çiz bana, Zaten bende ne arar senin değer dediğin. Meğer ki uydurduğun erdemli yalanlarla Hiç lâyık olmadığım şeyler yakıştırasın, Cimri gerçeğin vermek istediğinden fazla Bu ölüye, ardından, övgüler yağdırasın. Ah, belki gerçek sevgin görünür diye sahte, İstemem aşk uğruna yalancıktan övmeni; Adımı da gömsünler cesedinle birlikte Yaşamasın; ne beni utandırsın, ne seni. Utanıyorum işte bunlara yol açmaktan: Hiç değer taşımayan şeylerden sen de utan. |
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 11:20. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum