| Leydihan |
26 Ekim 2025 20:53 |
Yanıt: Ermeni Müzisyen Charles Aznavour Hayatı
Şarkılarının İçerikleri
Şarkıları çoğu zaman yarım kalmış aşk öykülerini konu alsa da ("Que c’est triste Venise", "Le palais de nos chimères"," Désormais"), Aznavour’un favori temaları şüphesiz insanın geçip giden yıllar karşısındaki çaresizliği, yaşlanma ve ölümdü ("Hier encore", "Sa Jeunesse") . Sanatçı bununla birlikte meslektaşlarından farklı olarak sadece iki sevgili arasındaki aşkı anlatan şarkılar yapmamış, bir adım öteye giderek evlilik müessesi ile ilgili pek çok tespitin yer aldığı eserlere de imza atmıştı ("Je bois", "Bon anniversaire"). Dine, aile kurumuna ve işine olan saygısını her fırsatta dile getiren Aznavour'un bu özellikleri, ilk başlarda çok eleştirilen ama yıllar geçtikçe üzerine daha fazla oturan sesinin kabul görmesini sağlamış, o da bunu kimi zaman "Pour faire une jam" gibi caz altyapılı şarkılarda, kimi zaman da "La Mamma" gibi doğuya özgü ağıtlarda kullanmayı tercih etmişti.
Şarkı İçeriklerinde Değişimler
Yetmişli yıllara dek şarkılarında politik mesajlar vermekten kaçınan Aznavour, konu toplumsal hoşgörü olduğunda üzerine düşeni yapmaktan geri kalmamış, öğrencisiyle yaşadığı aşk yüzünden hüküm giymesinin ardından kendi hayatına son veren Gabrielle Russier anısına "Mourir d’aimer" isimli şarkıyı yazmıştı. O dönem çok ses getiren, aynı zamanda da insanlarda şok etkisi yaratan bir diğer şarkısı da Sarasate Sokağı’nda annesi, kedisi, kaplumbağası ve kanaryalarıyla yaşayan bir travestinin hayatını anlattığı "Comme ils disent" olacaktı. Sanatçı, 1915'te yaşanan ve kendi ailesini de derinden etkileyen olaylarla ilgili hassasiyetini 1976 tarihli "Ils sont tombés" ile ifade edecek, bu şarkı yüzünden Türkiye’de uzun süre yasaklı olarak kalacaktı.
Geç Dönem Müzik Kariyeri
Bu dönemde uluslararası şöhreti de zirveye ulaşan Sanatçı, en sevilen şarkılarını İngilizce, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca olarak tekrar yorumladı. Seksenlerde; “Autobiographie”, “Une première danse” ve “Embrasse-moi” gibi albümlerle hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayan Aznavour, 1988’deki Erivan depremi sonrası anavatanına destek olmak için yazdığı "Pour toi Arménie" isimli şarkıyı Nana Mouskouri, Michel Sardou, Gilbert Bécaud, Johnny Hallyday, Eddy Mitchell, Mireille Mathieu, Julien Clerc, Serge Lama gibi onlarca meslektaşıyla birlikte seslendirdi. 1994’te Beethoven’ın "Für Elise'inden" esinlendiği "Je t’aime A.I.M.E" ve Charles Trenet'ye saygılarını sunduğu "Trenetement" gibi şarkıların yer aldığı “Toi et Moi” albümünü yayınladı. Yine doksanların başında Palais des Congrès'de yakın arkadaşı Liza Minnelli ile aynı sahneyi paylaştı ve ikili birbirinden güzel düetlere imza attı.
Caz müziğine olan tutkusunu, önce 1998 yılında yayımladığı; "Ce sacré piano", "Mes emmerdes" ve "She" gibi şarkılarının farklı yorumlarını içeren “Jazznavour”, bundan bir süre sonra da Los Angeleslı Clayton-Hamilton caz orkestrası ile birlikte kaydettiği “Charles Aznavour and The Clayton Hamilton Jazz Orchestra” albümleri aracılığıyla dinleyicileriyle paylaştı. İlerleyen yaşına rağmen düzenli bir şekilde üretmeye devam eden sanatçı, 2007'de “Colore ma vie”, 2011'de “Toujours” ve nihayet 2015'te “Encores” adlı albümleri hayranlarının beğenisine sundu.
Sinema Kariyeri
Altmıştan fazla filmde oynayan Aznavour, François Truffaut'nun "Piyanisti Vurun" ("Tirez sur le pianiste") filminde "Édouard Saroyan" karakterini canlandırdı. 2002 yılında Ermeni Kırımı'nı konu alan Ermeni asıllı Kanadalı yönetmen Atom Egoyan'ın "Ararat" filminde rol aldı. Bu film de Türkiye'de tepkileri üzerine çekmişti. 2006 tarihli, hikâyesini Costa-Gavras'ın yazdığı, yönetmenliğini Laurent Herbiet'nin yaptığı Albayım adlı filmde "Peder Rossi" canlandırdığı onlarca karakterden biriydi.
Politik Kariyeri
Ermeni Kırımı ve Charles Aznavour
Charles Aznavour, 1976 yılında Ermeni Kırımı ile ilgili bir şarkı yapmıştır (Ils sont tombés). Bu şarkı ile Türkiye'de tepki toplayan Aznavour, daha sonra Atom Egoyan'ın "Ararat" filminde aldığı rolle de Türkiye'de gündeme geldi.
"Dünyanın en ünlü Ermeni'si" olarak Ermeni Kırımı ile ilgili çalışmalar da yürüttü. Charles Aznavour her ne kadar milliyetçi Türkler için bir nefret ögesi olsa ve "Türk düşmanı" olarak gösterilse de pek çok röportajında annesinin doğduğu ülkeyi görmek istediğini söylemiştir.
1959'da ilk kez olmak üzere birkaç kez Türkiye'de konser veren Charles Aznavour'un Türkiye konserleri, Ermeni Kırımı'nın dünya gündemine gelişi ve Asala'nın terör eylemleriyle son bulacaktı. Konserlerin ardından rol aldığı filmlerin dahi TRT'de yayınlanması tartışma konusu olan Aznavour ilerleyen yıllarda Türkiye'de yasaklandı. Türklerin ve Ermenilerin barışmaları için çaba sarf eden Charles Aznavour, bir röportajında "Kelimenin (soykırım) kendisi rahatsız edici ve beni de üzüyor. Burada söylemek istediğim bazı Ermeniler tarafından bana karşı kullanılabilir fakat bunun önemli olduğunu düşünmüyorum. Eğer Türkler, 'soykırım' kelimesinin herhangi bir şey yapmalarına engel olduğunu söyleyecek kadar samimilerse o zaman başka bir kelime bulalım.
Yeter ki Ermenistan ve Türkiye arasındaki sınır açılsın ve Türk hükûmeti bizimle diyalog başlatmayı düşünsün." demişti. Charles Aznavour ayrıca Türk halkı için bir şiir de kaleme almıştır [Lettre a un ami Turc (Bir Türk Dosta Mektup)].
Ermenistan için yaptıkları
1988'de meydana gelen depremde ağır yaralar alan Ermenistan'a, "Ermenistan için Aznavour" adlı bir vakıf kurarak maddi ve manevi yardımlarda bulundu. Bu çabaları nedeniyle Ermenistan Hükûmeti tarafından 2004 yılında ülkenin en yüksek mertebesi olan "Ermenistan Ulusal Kahramanı" ödülüne layık görüldü.
2008 yılında Serj Sarkisyan'ın imzaladığı kararname ile Aznavour'a, Ermenistan vatandaşlığı verildi ve 2009 yılında Ermenistan'ın İsviçre Büyükelçisi olarak atandı. Ayrıca 2009 yılından itibaren Birleşmiş Milletler'de Ermenistan'ın daimi delegesi oldu.
|