ForumKalbi.Com

ForumKalbi.Com (https://www.forumkalbi.com/index.php)
-   Kuantum Farkındalık (https://www.forumkalbi.com/forumdisplay.php?f=348)
-   -   Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu (https://www.forumkalbi.com/showthread.php?t=29515)

Leydihan 05 Ocak 2025 02:04

Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]

Öncelikle bu bölümü açarken bir çok kişinin temel bilgilerden yoksun olduğunu gördüğümü belirtmek isterim. Bu yola girmiş bu konuda merak sahibi kişilerin belirli bir temel bilgiyle donanması gerekir.

Sıfırdan bu yola girmiş, yani güçlerini açığa çıkarmak isteyen, hayatı boyunca başarılı olmak isteyen, insan ilişkilerinde başarılı olmak isteyen ve tüm psişik yetenekleri yapabilme arzusundaki kişilerin aşağıdaki sıralamayı bir basamak bile atlamadan takip etmeleri ve uygulamaları gerekmektedir.

1)Meditasyon (Budizmde yoga İslamiyette Namaz Kılmak)
2)Farkındalık
3)Quantum Düşünme
4)Quantum Olumlama
5)Quantum Sıçrama
6)Yaratıcılık
7)Başarı
8)Kineziler
9)Astral Seyahat
10)Durugörü

bu başlıkları tek tek size basit olarak anlatmaya çalışacağım.

Kitap okumanıza gerek yok arkadaşlar. Buradaki ve Farkındalık başlığındaki yazılar yeterlidir.

Bu temel bilgiler hayatımızın her safhasında bizi başarıya iletecektir. Quantum düşünce tekniklerini bilen birisi hem işinde hem ilişkilerinde hem de eğitim ve öğretiminde belirgin bir şekilde başarısını attıracaktır.

-Para kazanmak mı istiyorsun
-Başarılı bir öğrenci olmak mı
-büyük bir sanatçımı
-ya da güçlerini mi kullanmak istiyorsun

bütün bunlar için bir temel eğitim var, ve hayatımızın her aşamasında yapmamız gereken basit egzersizler.

Güçlerle ilgilenmek bu güçlerde uzmanlaşmak istiyorsak oturup roman okuyacak halimiz yok.

Meditasyonu bilmeyenler hiçbir psişik etkinlikte başarılı olamazlar.Bu temellerin üzerine meditasyonu koyup kendimizi geliştirirsek astral seyahatdurugörü vb olguların aslında çok basit olduğunu görürüz.

Temel olarak düşünce yapımızı değiştirmeli ve hayata farklı bir pencereden bakmayı bilmeliyiz. Pozitif düşünmenin zevkini yaşamalıyız.Bir örnekle açıklayacak olursak “ben kısa boylu bir sevgili istemem” diyen birisi kısa boylu bir sevgiliye sahip olur.Ama “ben uzun boylu bir sevgili istiyorum” diyen birisi uzun boylu bir sevgiliye sahip olur.

Einstein ve Edison ‘ un yazılarına bakarsanız hepsinin bu metodları bildiğini ve açık açık Edison’un ampülü bulduğunda “Sırrı biliyorum ama size söylemeyeceğim” dediğini göreceksiniz. Bu durum aslında yukarıda anlattığım şeyden ibaret. Sadece olumlu düşünmek.

Tabi bu o kadar basit değil. Kendimizi zorlayarak başarabileceğimiz bir olgu değil. Bunun belirli bir süreci var ve 5-6 ay kadar bir süreyle telkin ve eğitime dayalı. Bu telkinlere “Olumlama” denilmekte.

Einstein izafet teoreminde bir kare çizmiş ve karenin iki köşesinin arasındaki en kısa uzaklığın karenin köşegeni olmadığını kareyi iki köşesinden çapraz katlayarak iki köşe noktasını üst üste getirerek birbirine değdirmiş ve en kısa mesafe budur demiştir. Buradan anlaşılacak şey uzay boşluğuna uyarlanırsa quantum fiziğinin tanımı ortaya çıkmaktadır. Zaman 4. Boyuttur ve her şey şu anda yaşanmaktadır. Geçmiş ve gelecek yoktur. Carpe Diem (Anı Yaşa) mantığının altında da bu düşünce yatmaktadır.

Eğer bu gerçekliğin farkına varırsak yani yaşanan her olayın şimdi olduğunu anlarsak bizlerde birer Einstein Edison olabiliriz. Meditasyonun’nun ne olduğunu şimdi daha iyi anlıyor olmalısınız. Bu olayı daha önce görmüştüm diyoruz. Aslında tüm olaylar şimdi oluyor zaten.

Biz kaderimizi kendimiz seçeriz. Bu seçimlerde beynimizin gönderdiği sinyallerle olur. Her olumlu sinyal bir quantum noktasında kendini bulur ve kaderimiz o yola girer. Bu durum Kuran’ı Kerim ‘de de aynen bu şekilde anlatılmaktadır. Kadercilik aslında bambaşka birşeydir. İslamiyetteki “Allah herşeyi bilir” önermesinin mantığının altında da bu sistem yatmaktadır.

“Buyruğu içinde gemiler yüzsün, lütfettiği şeyleri elde edersiniz ve belki de şükredersiniz diye denizi emrinize veren Allah’tır. O göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lütuf olarak emrinize vermiştir. Bütün bunlarda aslında düşünenler için işaretler vardır” (Casiye Suresi 12-13)

“Dileyin verilecektir. Arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır, çünkü dileyen alır, arayan bulur, kapı çalınana açılır” (İncil – Luka 11/9)

Düşünmezsek dilemezsek aramazsak kapıyı çalmazsak yerimizde saymaktan başka bir şey elde edemeyiz. Sürüye katılır standart bir hayat yaşarız.

Bakınız, anı yaşamak, nefesinizi izlemekten ve kendizi izlemek (merkezlenmekten) geçer. Rahat bir şekilde oturduğunuzda bir mum yakın önüne oturun ve sakinleşin. Gözleriniz açık şekilde muma bakın. Bırakın türlü türlü düşünceler gözünüzün önünden geçsin. düşüncelerinizi izleyin ama düşünmeyin. Düşünmemenin yolu da NEFESİNİZİ İZLEMENİZDİR. Muma bakarken nefesinizi burnunuzdan içinize çektiğinizde ciğerlerinize havanın dolduğunu hissedin ve ağızınından nefes verirken de şiddetli bir havanın çıktığını hissedin ve bu şekilde nefesinize odaklanın. Bir süre sonra muma bakarken görüntü bulutlanacak ve karnınız (çakra) faaliyete geçecek ve tüm vücudunuz çekilip (merkezlenip) göbek deliğinize doğru karadelik gibi çekileceksiniz. Biraz canınız yanacak ama o acı size farkındalığın mutluluğunu verecek Bu oluşan karadelik sizin enerji topunuzu (psiball) oluşturmaktadır. Bu enerjiyi telekinezi alanında kullanırsanız kağıt döndürme kaşık bükmeyi başarırsınız, bu enerji uyarıcı hapların yarattığı etkiyi yaratır. Olduğu zaman hissedeceksiniz. Adeta uyuşturucu almış gibi aşırı bir güç sahibi olacaksınız. Bu gücü insan ilişkilerinde kullanırsanız ilişkilerinizde başarı sağlarsınız. Bu enerjiyle ders çalışırsanız bir kez okuduğunuzu anlarsınız. Bu enerjiyi ruhunuzu ayırmada kullanırsanız astral seyahat olur.Kısacası herşeyin temeli bu enerjiye dayalıdır.Bu enerjiye HUZUR denilmektedir. Bu enerjiyi alnınıza çıkardığınızda tabiki tekniklerle astral seyahat gerçekleşir. Hemde 5 dakikanızı bile almaz.Bu enerjiyi bir kez yakalarsanız bir daha kaybetmezsiniz. Hep yanınızda olur.Bu enerji siz merkezlendiğiniz(yukarda anlattım) anda 1 dakika içinde yine göbeğinizde toplanıverir. Artık bir silahınız var.Bu silahı herşeyde kullanabilirsiniz. Olumlu düşünmeyle bu silah birleştirilirse evren her istediğinizi size verecektir.

Lütfen bu yazıyı iyi okuyun. Bundan sonra neden telekinezi yapamıyorum astral seyahat niye olmuyor gibi sorular sormayın. Yukarıda hepsinin mantığının aynı olduğunu temel bir eğitimi olduğunu ve bununda çok basit olduğunu izah etmeye çalıştım.

Ukalalık etmeyin. Ben biliyorum demeyin. Bunları yapın. Bireysel olarak yalnız başınıza. Ve kimseye anlatmayın. Sizin özel bir ibadetiniz gibi olsun.

Yolda yürürken kendinize yukardan ilerden geriden farklı açıdan bakmaya çalışın. Yürürken ayaklarınıza bakmadan ayaklarınızı görmeyi hissedin. Bu telkinler merkezlenmeyi kolaylaştıracaktır. Klasik müzik veya tarzı dinlendirici müzikler dinlemenizi hatta rahatsız olmuyorsanız bwgen tarzı frekans düşürücü programları kullanmazını öneririm. Meditasyonu kolaylaştıracaktır.

Durup dururken birden tarifsiz bir huzur hisseden içini tarifsiz bir sevinç kaplayan arkadaşlar deneyimlerini paylaşabilirler. Böylece birbirimize bilgi aktarmış oluruz. İyi forumlar..

wishdropper
(devam edeceğim)

Leydihan 05 Ocak 2025 02:09

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN KISACA VE KOLAYCA MEDİTASYON

Meditasyonla ilgilenen yapmak isteyen deneyen bir çok kimse kitap veya değişik makaleler gibi bir bilgi kaynağını alarak veya meditasyon öğrettiğini iddia eden bir yere mesela bir derneğe giderek işe başlar ve bu kişilerin büyük bir çoğunluğu da hayal kırıklığına uğrar. Çünkü konu kendilerine yanlış olarak anlatılır. Yaptığını ve bildiğini iddia eden kişilerin büyük bir çoğunluğu da kendisine "Anlamamış geri zekalı" dedirtmemek için yaparmış gibi bilirmiş gibi konuşur veya yazar fakat yurdumuzda yayınlanmış ve anlatılmış meditasyon hakkındaki bilgilerin hepsi de eksik veya yanlış.Bu yazıyı kuyanların büyük bir çoğunluğunun da meditasyon denemesi yaptıklarını ve Başarılı olamadıkları için boş verdiklerini "Ben beceremiyorum" düşüncelerine girdiklerini biliyorum. Aslında meditasyon inanamıyacağınız kadar kolay ve sadece dört beş dakikada ne olduğunu anlayabileceğiniz on dakika uğraşırsanız da yapmaya başlayacağınız birşeydir.

Bütün mesele şimdiye kadar ne olduğunu bilmeyen kişiler tarafından yanlış anlatılmış olmasındadır. Meditasyonu anlatmak ve öğretmek için de ne öyle yüzlerce sayfalık kitaplara ve ne de saatler ve günlerce süren konuşmalara gerek vardır.

Benim rastladığım hemen hemen her kaynak meditasyon yapmayı anlatmaya başlarken işin esası olarak "Zihninizi durduracaksınız" veya "Zihninizi tamamen boşaltacaksınız" veya "Hiç bir şey düşünmeyeceksiniz" diye başlıyor. Sonra da bir sürü şey anlatıyorlar. Fakat bu zihni durdurmak boşaltmak düşünmemek nasıl olabilir? Nedir? buna değinen yok. Sanki bu zihin durdurmak gözlerini kapatmak veya kafayı kaşımak gibi insanın tabii bir işleviymiş gibi bahsediyorlar. İşte Başarısızlıklar da burada başlıyor.Şimdi iddia ediyorum ki "Zihin durmaz!" Bu mümkün değildir. Zihni durdurmak düşünmemek boşaltmak ancak bir ölünün beyninde mümkün olabilecek birşeydir.

Hatta ölülerin bile beyin dalgalarının bir süre devam ettiği söylenir. İnsanın veya hayvanın fiziksel bir beyni olan bir canlının zihni durmaz. Boşalmaz. Meditasyon yapmaya kalkıp da bunu başaracağım diye uğraşan kimselerin de Başarısız olmalarının nedeni bu anlatımdır.

Bu şekilde anlatılmasının da bence tek sebebi o kitapları yazanların batıdan ya da isterse doğudan olsun çeviri yaparken olayı böyle anlamalarıdır. Tabii ki yurdumuzda da neyin ne olduğunu anlayan ve uygulayan uğraşa uğraşa kendisine göre değişik bir yöntem bulmuş olan insanlar vardır fakat bu kişiler kendi deneme yanılma deneyleri ile bir sonuca ulaşmışlardır.Yazılı veya sözlü bir bilgiden faydalanarak bunu başarmış değillerdir.Konunun izahına geçmeden önce meditasyonun neden şart olduğunu ve çalışılması gerektiğini biraz anlatmam gerekiyor.

Değişik meditasyon teknikleri vardır. Bunların hepsini bildiğimi iddia etmem bile saflık olur fakat sonuçta hepsi bir noktada birleşirler. Peki meditasyon nedir nasıl yapılır?

ZİHNİ SUSTURMAK

Herşeyden önce bilinmesi gereken "Zihni susturmak" kavramıdır.Durup dikkatle kendinizi dinlerseniz farkedersiniz ki zihninizden devamlı olark bir takım kelimeler zihinsel sesler geçmektedir.Bu düşünürken farkında olmadan yaptığımız birşeydir. Birisini dinlerken bile zihin kendisi kelimeler ve cümleler üretmese bile dinlediğimiz konuşmanın bazı sözlerini tekrarlar. Hiç bir söz tekrarlamadığı zamanlarda bile zihnimizden yerli veya yabancı saçma sapan şarkı sözleri veya müzikler geçer. Bazı zamanlarda da birisi ile yapacağımız ya da yaptığımız bir konuşmayı bilerek veya bilmeyerek zihinsel olarak tekrarlarız. Bu durum zihnin kendi kendisi ile konuşmasıdır. Öyle bir haldir ki bunu sesli olarak yapsak yolda işte evde böyle ilgisiz şeyler söylesek herkes psikiyatrik tedaviye ihtiyacımız olduğunu düşünür.

İşte "Zihni susturmak" zihnin bu konuşmasını durdurmaktır. Bunu yapmak çok kolaydır fakat ilk başlarda sadece bir veya iki saniye sürer ve ne kadar zorlarsanız zorlayın kontrolünüz nederece güçlü olursa olsun bir an gelir ki zihinsel sesiniz hiç aklınızda olmayan bazı kelimeler söylemeye cümleler tekrarlamaya ve hatta küfürler sıralamaya başlamıştır.

Zihninizi susturmayı başardıktan sonra yapılan çalışmalarla bunu biri ki dakikaya kadar uzatmanız çok kolaylaşır. İşte zihni boşaltmak veya hiç birşey düşünmemekten kastedilen budur. Zihin susturulur fakat durdurulmaz. Zihninizin konuşmasını durdurduğunuz zaman da zihin durmuş olmaz. Gözünüzün önünden bir sürü görüntü geçebilir. Çevrede olan biteni farkedebilir sesleri duyabilirsiniz. Tabii bu meditasyon amacı ile sessiz bir yerde oturmayıp yolda yürürken zihninizi susturma denemesi yaptığınız takdirde geçerlidir. Şayet oturduğunuz rahat bir ortamda zihnizi susturmaya çalışıyorsanız ve gözünüzün önüne olmadık görüntüler geliyorsa doğru yoldasınız demektir. Bu görüntüler ister resim şeklinde gözünüzün önüne gelen şeyler olsun ister zihinsel düşünceler olsun hiç farketmeksizin durdurulamazlar! Zaten amacımız bunları durdurmak da değildir. Bu görüntü fışkırmaları bilinçaltımızın temizlenmesidir. Hatta zaman zaman konsantremizi bozacak kadar ani ve çarpıcı görünümler de olabilir.

Merak etmeyin çıldırmıyorsunuz ve hayal de görmüyorsunuz.Sadece bilinçaltınızda düğümlenmiş kirliliklerden arınıyorsunuz.

Birinci Nefes Tekniği;

Burnunuzdan nefes alma süreniz 4 saniyeye yayılsın sonra 2 saniye nefes aldıktan sonra bekleyin. Sonra 4 saniyede nefes verin ve nefes verdikten sonra 4 saniye bekleyin. Bu ilk başta hemen olmaz.

Nefes verdikten sonra ilk seferinde biraz bekleyin ve zamanla bu düzene girmesini bekleyin nefes alışverişinizin. Sakinleşin ve rahatlayın. Nefesinizi hep izleyin. Burnunuzdan giriyor ve içinize doluyor. Nefesinizi verirken de tüm bedeninize yayılıyor verdiğiniz nefes. İçiniz gıdıklanmaya başlayacaktır zamanla.

ZİHİN NASIL SUSTURULUR?

Bunu yapabilmek her durumda mümkündür ve özel bir hazırlığa gerek yoktur fakat ilk başlamada durumu tam olarak yaşayabilmek ve anlayabilmek için birinci nefes tekniğini kullanmak gerekir. Rahat bir yerde oturun. Tercihen odanın ortasında ve bağdaş kurmuş olarak oturmanız iyi olabilir. Bel kemiği zemine 90 derecelik durumda olmalıdır (Çalışma içinde yorulmak ve bu dikliğin bozulması mümkündür. Bu olursa zarar yoktur).İki eliniz iki dizin üzerinde rahat bir konumdadır. Kafa geriye kalkık veya öne eğilmiş değildir. Kafanın dikliği başın arkasının bel kemiği ile aynı doğrultuda olmasına yetecek kadardır. Yani sırtınızı ve başınızı ensenizi bir duvara dayamış gibi bir dikliktesiniz.

Önce on veya yirmi defa birinci nefes tekniğini tekrarlayacaksınız. Nefes tekniği yapılırken düşüncelerin daldan dala atlaması ilgisiz konularra odaklanmaları gerekmez fakat zihinsel bir zorlamaya da gerek yoktur. Burada sadece ciğerler genişletilmekte hazırlanmakdır. Fiziksel bir aktivite içindeyiz.Burundan kısa sürede ve hızla alınan nefes alınır. Bundan sonra ağızdan ağır ağır verilir. Nefesin verilişi mümkün olduğu kadar uzamalıdır. hava boşalınca karın adaleleri kasılıp içeriye çekilerek ciğerlerdeki son hava kırıntıları da dışarıya atılır ve yeniden nefes alınır.Nefes çalışmasını yaparken yorulduğunuz takdirde duraklayıp bir iki normal nefes alıp vermeniz mümkün ve gereklidir. Bu nefes tekniği ve zorlamalar ayrıca fazla sigara içenlere de faydalıdır. Birinci nefes tekniğini kararlaştırdığınız sayıda yaptıktan sonra zihin susturma çalışmalarına başlayabilirsiniz. Burada unutmamanız gereken şey şu anda meditasyon yapmayıp zihni susturmayı öğrendiğimizdir.

Önce gene aynı şekilde nefes alacaksınız ve aynı şekilde nefesi boşaltacaksınız. Herşey birinci nefes tekniğindeki gibidir. Nefesi boşaltıktan sonra karın adalelerinizi kasarken normal nefes çalışmasından daha gevşek davranacaksınız ve içerde çok az miktarda hava kalacak. Boşalmanın sonunda nefesinizi tutacaksınız.

Gözler kapalıdır. Bu durumda yani ciğerlerde hava yokken nefes tutmak nefes aldıktan sonra nefes tutmaktan çok daha zor ve kısa sürelidir. Nefesinizi tutuğunuz anda da zihninizin konuşmasını susturacaksınız. Bu durumun bu şekilde çalışılmasının nedeni ciğerler boşken nefes tutulunca zihnin susturulmasının çok kolay olmaıdır. Deneyin. Bu durumda iken zihinsel sesinizin durmasının normal bir zamanda veya ciğerlerde hava varken durmasından çok daha kolay olduğunu göreceksiniz.

İçinde olduğunuz durum en fazla iki veya beş saniye sürebilir. Bundan sonra ya nefesiniz tüknir ve nefes alma ihtiyacı duyarsınız veya zihinsel konuşmanız tekrar başlar. Her iki durumda da nefes alıp baştan başlayacaksınız. zihinsel sesinizi uzun süre sustursanız da nefesinizi tutmak için zorlamayın.

Ciğerlerdeki en ufak zorlanmada nefes alarak baştan başlayın.İşte nefesinizi tuttuğunuz o kısacık anda zihinsel sesinizi durdurunca zihni susturmanın ne demek olduğunu anlaycaksınız. Bu çalışmayı günde beş dakika ya da iki dakika yapmanız yeterlidir. Zihninizi susturma ve nefes tutma süreniz giderek artacaktır.Bu şekilde onbeşgün bir ay çalıştıktan sonra normal meditasyon çalışmalarına başlayabilirsiniz.

MEDİTASYON

Aynı şekilde oturacaksınız ve aynı şekilde önceden birinci nefes tekniğini az veya çok sayıda uygulayacaksınız. Bundan sonra normal nefes alış verişne geçeceksiniz. Hatta kısa kısa ve az nefes almanız gereklidir. Başlarda gene nefes verdikçe zihinsel sesinizi susturacak tecrübe kazandıkça da normal nefes alış verişi sırasında da nefes gibi şeylerle hiç uğraşmadan zihninizi susturmaya devam edeceksiniz. Gözünüzde patlayan ışıklar renkler görüntüler gibi şeyler konsantrenizi bozarsa baştan konsantre olup devam edeceksiniz. Zihniniz konuşmaya başlayınca tekrar susturacaksınız. İşte herşey bu kadar.Bu çalışmaların on dakikadan fazla sürdürülmesi (Baştaki nefes çalışmaları hariç) hem yorucu hem de gereksizdir. Bu nefeslere ve meditasyona alışınca ilerki seviyelerde yeni teknikler mantra ve enerki çekme ve yönlendirme alışmalarında kullanılacaktır fakat önce bunlarda ustalık kazanmanız gereklidir şarttır.Meditasyon çalışmanızda görsel etkileri yani zihinsel imajları durdurmaya çalışmayın. Hatta çalışmadan sonra aklınızda kalan renk görüntü gibi şeyleri not edin.

Çalışma sırasında bir mum yakılması rahatsız etmeyen bir elektrik ışığında olunması tam karanlıkta oturulması gibi şeyler mümkündür. Gözlerin kapalı olması gerekir fakat tecrübe kazandıkça açık gözle de yapılabilir. Bulunulan yerde mesela herhangi bir kokudaki bir çubuk tütsünün yakılıp yakılmaması tercihinize kalmıştır fakat bu gibi şeyler mümkünse çevreye ritüelistik mabedimsi bir görünüm kazandırmak açısından insanı motive edici faktörlerdir. Ama bunlar olmasa da olur.

FİZİKSEL DENEYLER

Zihnizi susturmayı ve meditasyon halini başardığınız zaman bunu fiziksel yansımalarını çok rahat görebilirsiniz. Örnek olarak en sevdiğim deney kuş deneyidir. Kentteki büyük camilerin avlularındaki ya da Kuşlara yem atılan meydanlardaki güvercin sürülerini herkes bilir. Yerdeki güvercin topluluğuna doğru yürüyün ve zihninizi susturarak meditasyon haline girin. Şayet Kuşları düşünmez ayağınızla birisine çarpmaz tekme atmazsanız normal bir yürüyüşle bir tek Kuşun bile havalanıp kaçmasına sebep olmadan Kalabalık bir kuş sürüsünün içinden yürüyüp geçebilirsiniz. Şayet korkmuyorsanız mesela İstanbul Kadıköy sahilindeki ev hayvanı satılan pazar gibi bir yerde elinizi uzatıp rahatça bir Yılanı tutabilirsiniz. zihinsel sesiniz başlamadan Yılan kıvranıp kaçmaya çalışmaz. Burada önemli olan hayvanları da düşünmeden hareketinizi yapmanızdır. Bu deneyler yapılması gereken şeyler ve şart olan şeyler değil. İsteyen deneyip zihinsel aktivitenin gerçekten de hayvanlar tarafından hissedildiğini görsün diye yazıyorum.

Bir iki yaşlarındaki bir çocuğa yüzünüzü gözünüzü buruşturup korkunç olmadan normal bir yüz ifadesi ile hatta gülümseyerek fakat gözlerinizi kırpmadan ve zihninizi susturarak bakarsanız çok kısa bir an sonra çocuğun korktuğunu veya ağlamaya başladığını görebilirsiniz.

ZİHNİN SUSKUN HALİ TABİİ YAPIMIZDIR

Çok yabancı bir şeyden bahsedermiş gibi anlatmama ve size de tuhaf geldiğini düşünmeme rağmen suskun bir zihin yaratılıştan sahip olduğumuz tabii durumumuzdur.

Konuşan ve kelimeleri bilen tekrarlayan fiziksel beynimizdir. Konuşmak tabii halimiz değil sonradan öğrendiğimiz bir şeydir. Yeni doğmuş bir bebek konuşmayı bilmez. Ana dili dediğimiz şeyi hangi dilden olursa olsun dinleyerek ve anne babasının gayreti ile öğrenir. Bebek önce dünyayı farkeder. Şekilleri görür. Annelerin çoğu çocuğu başka odadayken ve ağlamaya başlamadan önce de onun acıktığını veya altına yaptığını bilir .Bunun nedeni bebeğin zihinsel sesinin olmamasıdır. Bu durumda bebek bir tür telapatik enerji gönderebilir ama bu durumun farkında değildir. Çocuk çevre seslerini duydukça beyin bunları tekrarlamaya başlar ve zihinsel suskunluk kaybolur böylece bebekteki zihinsel enerji gönderme hali de önce kısmen sonra tamamen kaybolur. Mantıklı cümleleri ve konuşmaları anlamaya, tekrarlamaya başladıkça da majikal açılardan tamamen sıyrılırız.

Bu suskun zihin durumu ikinci olarak da ölümden sonra gerçekleşir. Ruhun fiziksle beyni yoktur. Bu yüzden de kelimeleri ve zihinsel sesi de yoktur. Bir ruh sadece imajinasyon görür.

(alıntıdır)

Basit Bir Yansıma Meditasyonu Uygulaması;

Masada duran çay bardağına dikkatli bakın. Bardağın bir tarafında ortamdaki ampülün yada güneşin verdiği ışığın oluşturduğu yansıma noktasını göreceksiniz. Bir beyaz nokta gibi ışığın geri döndüğü yer. O noktaya odaklanın. Gözlerinizi kapatmayın. Hatta kırpmadan bakmaya çalışın. Bir yandan nefesinizi izleyin. Etraftaki gürültüye aldırış etmeyin. Odaklanın sadece bakıcaksınız. Bir süre sonra gözleriniz ağrımaya ve sulanmaya başlıycak .Kırpmak zorunda kaldığınızda kırpın fakat hemen dikkatinizi o noktada tekrar toplayın.2-3 dakika gözlerinizi ayırmadan baktığınızda bir süre sonra uğultu olacak kafanızın içinde ve etraftaki sesleri duymamaya başlayacaksınız. Gözleriniz bulutlanacak beyazlık artacak ve o ışık birden tüm gözünüzün önünü kaplayacak ve dalıcaksınız. Meditasyon yaptınız bile. Bunu deneyipte yapamayan arkadaşım olmadı. En kolay yöntemdir.3-5 saniyede sürse başardınız. Bunu tekrar edin son anda çekilirken korktuğunuz için ilk etapta korkacaksınız ama ilerledikçe zaman meditasyonda kaldığınız süre de ilerleyecek. Karadelik gibi içeri çekileceksiniz.

wishdropper
(devam edeceğim)

Alıntıdır.

Leydihan 05 Ocak 2025 02:13

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Farkındalık nereden çıktı?
Bir an durun. Ve ben ne yapıyorum deyin. Cevap veremeyeceksiniz. Çünkü şimdiki zamanda sorulan soruların cevabı yoktur. Anda kalınca insan tepkisiz ve dingindir. İnsanoğlunun %98 i bir hastalık yaşamaktadır ve hiçbiri bunu fark etmez. Bu hastalığın adı “düşünmek” tedavisi ise “Farkındalık” tır.

Kendinizi tanımlayın dersem size bana nasıl bir cevap verirsiniz?.. özelliklerinde.. yı seven.. şeklinde başlarsınız .Hepsi yalan. S iz aslında tahmin ettiğiniz kişi değilsiniz. Bu anlattıklarınız ego. Ego nedir peki. Bunca sıklıkta duyduğunuz bir kelime. Ego, nefistir, şeytandır, bilinaçaltıdır. Kısaca sizi yöneten ikinci bir varlıktır. Evet o bir varlıktır. O bir canlıdır. O canlı ruhsal boyutta yaşar.

En başa dönelim. Dünyanın yaratılışına kadar başa. Allah (Varlıkta o sınırsız güç, özbilinç..) melekleriyle birlikte insanoğlundan önce yarattığı başka varlıklarıyla ilgilenmekteydi. Bir gün insanı yarattı.

İblis(Şeytan) lanetlenmeden önce meleklerin hocası mıydı?

Evet meleklerin hocası ve reisi idi. İslam âlimleri Allah’ın emri ile bütün melekler Ademe doğru secde etti. Meleklerin hocası olan İblis emri dinlemedi secde etmedi. İblis meleklerle beraber idi. Ateşten yaratılan cinler taifesinden idi. Melekler ise nurdan yaratıldı. İblis’in önceki adı Azazil idi. Cennetin bekçilerindendi. Dünya seması meleklerinin reisi idi. Dünya semasının ve yerin sultanıydı. Meleklerden ilimde üstün idi. Gök ile yeryüzü arasını idare ediyordu bunun için kendini büyük gördü. Bu hâli onu Allah’a isyana sürükledi. Allah da onu rahmetinden uzaklaştırdı.

Bu cevap tüm dinlerde aynıdır. İncilde kuranda tevratta da aynen anlatılmaktadır.

Peki Şeytan neden secde etmedi?

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." Dedi. Bu meleklerin arasında şeytanda vardır. Melekler sadece söyleneni yapabilen hatasız robotlar gibidirler. Düşünemezler. Yorum kabiliyetleri yok denecek kadar azdır. Fakat melekler dışındaki varlıklar düşünebilme kabiliyetine sahiptir. Cinlerden olan Şeytan da düşünebilmektedir. Tıpkı bizim gibi. Fakat onun zekası ve üstünlükleri sıradan bir insana göre çok fazladır. Ama şöyle bir gerçeklik var. Kuranda da belirtildiği gibi “insanlar yaratılanların en üstünüdür” bunun sebebi ise insanlara Yaratıcı kendi nefesinden üflemiş kendinden bir parça koymuştur. Yani Hallacı Mansur(bir evliyadır) “Ben Allah’ım “ dediğinde idam edilmeden önce bu gerçeği anladığını ve gözüm açık gitmeyecek ben artık sırrı çözdüm diyerek ölmüştür. Peki bu sır nedir. Varlığın ta kendisidir. İçimizdeki özümüzdür. Adem yaratıldığında düşünebilme ve seçim yapabilme kabiliyetine sahipti. Düşündü ve artık tedavisi yalnızca “farkındalık” olan hastalığa yakalandı. Şeytan düşüncelerimizi kontrol ediyor.

Bu hastalık nerden geliyor. Cevabı basit Şeytanın ta kendisi. Çünkü o görevini yapıyor. Kurandada anlatıldığı gibi şeytan lanetlendi ve “bende senin (benden daha üstün olarak) yarattığın bu insanlığı senin yolundan çıkaracağım kıyamete kadar vakit ver dedi. Ve Allah’ta izin verdi ama insanoğluna kefil oldu. Aslında tüm dinler bu gerçeği anlatmaktadır. Fakat birçok din zamanla değiştirilip farklı yerlere çekildiği için günümüze kadar tam olarak ulaşamamıştır. İslamiyet bile bugün bir çok değişiklikle karşıkarışaydır. Bunun en basiti kapanmaktır. Peygamber zamanında insanlar kapalı değildi. Sıradan geleneksel örtülerindeydi. Bir başka örnek olarak eskiden kadınlar ve erkekler camide birlikte namaz kılardı bugün kılmıyor gibi.. Ama elimizde orijinal bir kitap var. Değişmemiş.

Diğer dinlere mensup insanlar içinde incilden bazı örnekler verdim. İncilde de birçok yerde farkındalığa işaretler vardır. Hatta genel olarak bakıldığında İncil farkındalığa daha çok yer vermiştir. Tevratta da bir çok ayet vardır. Bugun Siyonistlerin farkındalığı keşfettiği için dünyaya Yahudilerin hükmettiği söylenir.

Bu şeytan bir tane değimlidir bunca insanın içine girmeye nasıl yetişiyor?

Şeytan bir tane değildir. Onun çocukları vardır. Çocuklarınında çocukları. Bu zincire göre peygamberin anlattığı bilgiler ışığında yüzbinlerce şeytan olduğu bilinmektedir. Ayrıca şeytan girdiği bir insanı diğer insanı da yoldan çıkarmak için kullanır. Şeytan kablolardan geçen elektirik gibidir damarlarımızda dolaşır.

Peki şeytan ne zaman içimize girer?

Yeni doğan bir bebek ne kadar saf ve temizdir, farketmişsinizdir. Düşünmez. özgürdür. Bir bardağı yere atıp kırar sonrada güler. Şeytan insanlara ergenlik çağına girmeye başladıklarında girer.10 yaşındaki erkek çocukları sürekli olarak “anne kafamdan düşünceler geçiyor” şeklinde tepkiler vermiştir.

Artık bir kişi değil iki kişi olduğunuzun farkındasınız. Peki gerçekte siz kimsiniz?

Siz gerçekte Allah’ın size nefesinden üflediği kendi parçasından verdiği özüsünüz.İnsan bedenini düşünürseniz Ruh ve beden olarak iki kısımdan oluşur. Beden sadece et parçasıdır.Hiçbir işlevi yoktur. Her şeyi ruh yapar. Çünkü ruh gerekli olan enerjinin kaynağıdır. Bu enerji kalkanı olan ruh bedenimize çakralardan çivi gibi çakılmıştır.7 büyük çarka ve yardımcı çakralar sayesinde sinir sistemi gerekli olan enerjiyi sağlar ve hormonlarla birlikte duyular oluşur.

Bedenimizin içinde karnımızın göbek deliğimizin olduğu hizada(2 parmak üstü) özümüz varlığımız temel çakraya bağlıdır. Ama ego tüm enerjiyi emerek özün faaliyetlerini devre dışı bırakır ve kontrolü ele geçirir. Ego sanki sizmişsiniz gibi hareket eder ve siz bunu fark etmezsiniz. Sizin yerinize düşünür notlar alır geçmişi ve geleceği hafızanıza kaydeder ilerde size acı olarar geri döndürür. Size hayaller kurdurur. Ve onlar gerçek olmayınca sizi üzer.

Nedir şeytanın amacı peki?Bunları neden yapar?
Yukarıda da ifade edildiği gibi amacı sizi mutsuz edip yoldan çıkarmaktır. Çünkü o bu iddaayla yaratıcının huzurundan ayrılmıştır ve kıyamete kadar vakit almıştır.

(wishdropper)
devam edecek

Alıntıdır.

Leydihan 05 Ocak 2025 02:19

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Farkındalık Sahibi Nasıl olunur?

Kısaca değinecek olursak farkındalık yapılan her işi atılan her adımı “farkında” olarak yapmaktır. Yani anda kalmaktır. Mesela çay içiyorsunuz . Sadece çay için. Eylemle bütünleşin. Çay bardağına dokunuyorsunuz elinizle alıyorsunuz yudumluyorsunuz midenize iniyor. İşte farkında olarak çay içtiniz .Farkında olarak yapılan eylemlerde düşünemezsiniz. Sadece anı yaşarsınız. Çay içme anını. İçtiğiniz en güzel çayı içtiniz.

Yürüyorsunuz yolda. Farkında değilsiniz ne yaptığınızın. Çünkü farkında olmanız için durmanız gerekir. Ancak durduğunuz zaman yürüdüğünüzü fark edebilirsiniz. Bunu deneyin. Yolda yürürken birden 15 saniye kadar durun ve bekleyin sonra yürümeye devam edin. Bilinciniz tazelenecektir.

Aslında sürekli olarak aklımızdan düşünceler geçiyor. Hepsi gereksiz hepsi boş. Ve bütün enerjimizi bu gereksiz düşünce emiyor. Zihnimizin neredeyse yüzde 80 i bu düşüncelerle dolu. Bu yüzden yaptığımız işlerde dikkatimiz dağılıyor. Sınavlarda başarılı olamıyoruz. Okuduğumuzu anlamakta güçlük çekiyoruz hatalar yapıyoruz vs.. Bu gereksiz düşüncelerden arındığınızı düşünün. Tertemiz bir zihniniz var artık. Bomboş. Bir kez okuduğunuzu anlıyorsunuz .Dikkatiniz dağılmıyor. Neye elinizi atsanız başarıyorsunuz. İşte hastalık ve tedavisi bundan ibaret. Tedavi sürecinde yapmanız gereken şeyleri ele alırsak;

1) Düşünceleri izlemek
2) Bedenimizi İzlemek
3) Duygularımızı izlemek

Evet Hep izlemek ile bitiyor. Neden izlemek. Bir aynaya baktığınızı düşünün arkada bir hırsız var evinize girmiş. Eğer hırsız sizin onu aynadan gördüğünüzü fark ederse kaçacaktır yakalanmamak için. Ama siz hırsıza müdahale ederseniz beklide sizi öldürecektir.

wishdropper
(devam edecek)

Alıntıdır.

Leydihan 05 Ocak 2025 02:28

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Farkındalık Uygulamaları

İzlemek aslında tanık olmaktır. Aslında herşey bir mücizedir.. Fakat siz yaşamın bu döngüsüne sıradan olaylarmış gibi bakıp farketmediğiniz için bu mucizeleri göremezsiniz. Yuarıda kendimden örnekler vererek teslimiyetin tam olarak ne olduğunu izah etmeye çalıştım. Hiçbirşey düşünmemekten kastımızı düşünceleri izlemenin ne olduğunu. Peki düzenli bir şekilde neler yapabilirizi yazmak istersek..

1)Düşünceleri İzlemek: Düşüncelerimizi izlerken dikkat etmemiz gereken nokta teslimiyettir. Düşüncelerimizin bize ait olmadığını etrafımızı çevreleyen bir varlık tarafından bize fısıldandığını izlemektir. İzleyince onlar silinir ve bir kez daha o düşünceler aklımızdna geçmez.

Nasıl izleriz? Sessizce oturun. Dik bir şekilde. Gözlerinizi kapatın (isterseniz uzanabilirsinizde) nefesinize odaklanın. Tıpkı meditasyondaki gibi. Burnunuzdan mavi hava giriyor bir ışık hüzmesi gibi bedeninize doluyor sonra çıkıyor.

Bunu bir dakika kadar yaptığınızda şeytan hemen devreye girecektir. Birden saçma sapan bir düşünce gelecektir etrafınıza. O düşünce inanamayacağınız kadar alakasız bir düşünce olacaktır. Nefesinizi izlemeye devam edin. O düşünceyi şeytan size yolladığında görecektir ki siz acı çekmediniz tepkisiz kaldınız hemen bir sonrakini yollayacktır bir anda düşünce değişecektir. bir sonraki ... Böyle gidercektir. Bu. O anda aklınızdan geçenleri sildiniz. Bir daha aklınıza siz istemediğiniz sürece gelmeyecek. Çünkü artık kontrol sizde. Geçmişi düşünmeyi sadece siz istediğinizde başaracaksınız. Silinen düşünceler değil onların size hissettirdiği duygular olacaktır. Mesela o anda eski sevgilinizle ayrılmanız geliyorsa aklınıza ilk etapta şeytan sizi haklı çıkarmaya çalışan şeyler gösterir. Baktınız siz tepki vermiyorsunuz onunla yaşadığınız güzel günleri gösterir ki canınız yansın gözleriniz dolsun. Hala tepki vermezseniz konuyu değiştirir.

Bir boks maçı düşünün. Bir taraf diğerine sürekli vuruyor. Rakibi ise heykel gibi duruyor. Vuran taraf ne yapar. Vurmayı keser ve durur. Hey kardeşim vursana bana der. Baktı hala vurmuyor sinirlenir saçma sapan hareketler yapar ve maç biter. İşte size şeytan her vurduğunda tepkisizce durmalısınız. Bunu tüm hayatınıze uyarlayın.

Eve geldiniz. Dışarıda bir sürü şey oldu moraliniz bozuk diyelim. Yada yorgunsunuz sinirlisiniz. Anneniz babanız geldi nerdesin sen saat kaç ******mısın diye başladı. Size vurmaya başladı. Hemen pozisyonunuzu alın sakın cevap vermeyin ama odayada kaçmayın. Tepkisizlik.

Bakın sonra ne olacak

Bağıracaklar size bağıracaklar alakasız yerlere konuyu getirecekler sonra gidecekler. Tam 10 dakika sonra anneniz gelip size güzel şeyler söylemeye başlayacak. Pişmanlık çektirecek şeytan ona .Karnın açmı bari diyecek.ne yaptın anlat bari diyecek ve size sarılacak.

ONLAR BİLMİYORLAR.BİLSELER YAPARLARMIYDI!
Siz farkında olun yeter. Onlar bilmiyorlar. Böyle düşünmelisiniz. Hata yaptıklarının farkında değiller. Bu bir hastalık onlar hastalar. Onları tedavi etmeye çalışmayın. Onlara sen hastasın demeyin. SAKIN AMA SAKIN AİLENİZE VEYA HOCANIZA VEYA ŞEYTANİ EGOSU YILLARCA DOLUP TAŞMIŞ SİZDEN YAŞÇA BÜYÜK BİRİNE bunları anlatmayın. Birşey söylemek zorunda değilsiniz. Bu bireysel bir ibadettir.

Farkındalığın hiçbir dinle alakası yoktur. Tamamen psikolojik birşeydir. Ama bütün dinler ve inanışlar farkındalık hakkında bilgi vermişlerdir.

Sevgilinizle olan ilişkilerinize gelelim. Onunla konuşmalarınızı izleyin. Evet o hatalı davranıyor size göre. Çünkü egonuz her zaman sizi haklı çıkartır. Aslında kimin hatalı davrandığı önemli değil. Önemli olan tepkisizlik. Sevgilinizi aradınız telefonu açmadı.2 sat oldu. Haber de vermedi. Hemen şeytan dereye girecektir. Nerde acaba yoksa geçen gün gördüğüm çocukta varmıki yanında .. şeklinde darbeler geliyor suratınıza. Tepkisizlik.

Bakın tepkisiz olmazsanız size neler olacağını anlatayım

telefonu açınca sizi arayacak ve arkadaşlarlaydım bilmemnerdeydim filan falan diycek.sizde diyeceksiniki insan bi haber verir kim arkadaşların ... sonra o diyecekki işte arkadaşlar..sonra siz bağıracaksınız..sonra oda aynen şu cümleyi kuracak;

"sende geçenlerde ... yapmıştın sende yapıyorsun ...."

sonra siz sende zaten ... yapmıştın asıl sen yapıyorsun...

Böyle gidecek bu. Sonra kazanan kim olucak ? şeytan

Kıskançlık egonun en büyük silahıdır. Kıskanırsınız. Ama farkında bile olmadan. Kimdi o telefondaki dün yanında biri vardı... gider.. sonra egonun en öldürücü darbesi gelir ve hayatınızı mahveder ;

"benden önce birlikte olduğun çocuk kimdi? o mu geldi onunla neler yaşadın..."

Bu cümleyi duyduysanız ilişki bitmiş ego kazanmış demektir. İlişkinizi bitirin. Srtık yapabilcek birşey yok. Sadece acı çekiceksiniz.

bitirmezseniz kendini şöyle savunacaksınız. Ben seni çok sevdiğim için oldu bunlar. Bırak baştan adam gibi başlayalım filan falan. Hepsi hikaye. Egonuz size onun eski sevgilisiyle birlilkte olduğunu eski sevgilisini sizden daha çok sevdiğine inandırdı bile. Yılalrda geçse eninde sonunda ayrılırsınız.

iş buralara kadar gelmeden önce TEPKİSİZLİĞİ uygulamanız gerekirdi.

Bu söylediklerimi her örneğe her diyaloğa her insan ilişkinize uyarlayabilirsiniz. Artık biliyorsunuz. Mutluluğun sırrını..

Alıntıdır.

-Z- 05 Ocak 2025 08:43

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
az daha uğraşıversinler yeni bir din yaratacaklar quantumizm diye :D
quantum fiziğini einstein çözememiş ama bizim çılgın teyzeler çözmeyi bırak, quantum fiziğine hükmediyorlar yakında bağlama büyüsü yapacağız diye atomuda parçalarlar :D

bir arada şanlıurfa'da bir yerde uzaylı pisti diye birşey çıkarıp cebi dolu kafası boş tayfadan ziyaret başına binlerce lira tokatlamışlardı :D

Leydihan 05 Ocak 2025 18:09

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Alıntı:

-Z- kullanıcısının gönderdiği mesajdan alıntı (Mesaj 82300)
az daha uğraşıversinler yeni bir din yaratacaklar quantumizm diye :D
quantum fiziğini einstein çözememiş ama bizim çılgın teyzeler çözmeyi bırak, quantum fiziğine hükmediyorlar yakında bağlama büyüsü yapacağız diye atomuda parçalarlar :D

bir arada şanlıurfa'da bir yerde uzaylı pisti diye birşey çıkarıp cebi dolu kafası boş tayfadan ziyaret başına binlerce lira tokatlamışlardı :D

Aslında okuyunca “Yusuf Güney kafası” dediğimiz her şeyi Amerika ve İsrail gibi devletler önce keşfedip dünyaya hükmediyor. Tabii kullanırken düşüncelerimizin berrak olması lazım. Kötülük için kullanmamak gerekiyor. Daha çok psikolojimiz ve hayata olumlu bakmak için uygulanmalı.

Leydihan 05 Ocak 2025 20:05

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Olduğu gibi kabul etmek

Mevlana dönerken herşeyi olduğu gibi kabul etmiştir. Şİa peygamberde klasik çarmaha gerilme pozisyonunda teslimiyeti gösterir. Herşey duarağan ve dingin. Bir uyum içinde olduğu gibi kabul ettiğinizde kuşların cıvıltısını, havanın temiz kokusunu, hatta ışıkların gülümsemesini görürsünüz. Daha önce hiç dikkatinzi çekmeyen bir tabelaya bakıp gülümseyebilirsiniz. Yaşlı bir teyzeye küçük bir çocuğa bir kediye bakıp huzur hissedersiniz. Ana teslim oldunuz işte.

İlişkilerde olduğu gibi kabul etmek çok önemlidir. Duygusal ilişkilerde başarısızlığın temel sebebi olduğu gibi kabul edememektir. Bazen sohbet ederken birisi gelip anlatıyor. Kız arkadaşım böyle böyle yaptı kavga ettik diyor. Birincisi özel hayatınız olmalı ve kimseye ilişkilerinizi anlatmamalısınız. Siz varlığın bir parçasısınız. Birilerine bir şeyler anlatmak zorunda değilsiniz. Birilerine birşey kanıtlama egosunun altında gizlidir bunlar. Bu egoda şeytan tarafından gönderilen düşüncelere maruz kalır.

Bir erkekle birlikte bir kızı ele alalım. Erkek ona diyor ki saçını şöyle yapsana konuşurken şöyle konuşmasana biraz kısa giyinmişsin ne gerek vardı.. gibi sıralamaya başlar. Erkeğin şeytani egosu kızı yumruklamaya başlamıştır. Evet o erkek o kızı sevmiyor. Hepsi yalan

Birini sevmeniz için onu o olduğu için sevmeniz gerekir. Olduğu gibi kabul etmeniz. Bir cep telefonu almaya gidiyorsunuz özelliklerine bakıp alıyorsunuz. Sonra o cep telefonuna diyebilir misiniz kameran daha iyi çeksin ? O telefonu o özelliklerde olduğu için aldınız.

Kız arkadaşınızı değiştirmeye çalışıyorsanız siz aslında onu değil hayalinizdeki kızı seviyorsunuz demektir. Çünkü sizin hayalinizdeki kız sarışın düz saçlı vucudu güzel bir kızdır. Eğer siz kız arkadaşınıza spora git zayıfla diyorsanız onu sevemezsiniz ki.O zaten öyle. Madem onu beğenmiyorsunuz onun eksikleri var neden onunlasınız.

Olduğu gibi kabul etmelisiniz.Ve o size bu tepkiyi verirse bunların bilincinde olup "sen olduğun gibi güzelsin seni böyle olduğun için seviyorum" demelisiniz.o sizin sevgilinizdir.ne eksik ne fazla.tam olması gerektiği gibidir.eğer olduğu gibi kabul ederseniz şeytan yenilir.çünkü elinde kozu kalmaz.Eğer siz birine saçını söyle yap diyorsanız siz saçı öyle olan birini hayalinizde istiyorsunuzdur.Eğer siz ona zayıfla diyorsanız onu değil zayıf birini beğeniyorsunuz demektir.

Her insanı olduğu gibi kabul edin. O öyledir. Ne eksik ne fazla. Tam olması gerektiği gibi.

Alıntıdır.

Leydihan 05 Ocak 2025 20:11

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Düşüncelerimizi izlemek kısmından yeteri kadar bahsettim. Linklerini verdiğim makaleleri okumanız çok önemli. Onları buraya yazacaktım fakat uzun sürmesin yer kaplamasın diye word dosyası olarak koydum. O yazılar Eckhart Tolle dışındaki düşünürlerin yazdıkları yazılardır. Echkart tolle olaya batıdan bakar o yazılarda doğudan bakılmış halidir. Zaten mutlak doğru bir tanedir. Her yol varlığa çıkacaktır.

2)Kendinizi İzlemek Bedeninizi İzlemek Hareketlerinizi İzlemek

Aynaya bakın. Sinirlendiğiniz zaman yada içinizde bir üzüntü olduğu zaman hemen koşup aynaya bakın. Baktığınızda yüzünüzde pis bir gülüş pis bir ifade göreceksiniz. O gülüş size ait değil. Şeytan içinizde ve sizi kontrol ediyor. Bunu kesinlikle göreceksiniz. Aynadaki görüntünüzden korkacaksınız. Sizi ego ne hale getiriyor daha net göreceksiniz.

Nedir kendini izlemek? Kendini izlemek Yunus Emre'nin deyimiyle kendini bilmektir. Kendinizi bilmeniz için önce kendinizi tanımalısınız. Yazının en üstünde ilk mesajlarımda bu başlıkta yaratılış sürecini ve hastalığın ne olduğunu anlattım. Hastalığı biliyorsanız artık kendinizi bilmeye başlamışsınız demektir. Çünkü bir kez çukura düştünüz zaten bir daha aynı çukura düşmezsiniz. Düşüncelerinizin size ait olmadığını biliyorsanız büyük ilerleme katetmişsinizdir.

Kendinizi izleme egzersizlerini toparlayacak olursak. Uyandığınız anda kendinizi izleme başlar. Uyandınız. Dikkat edin bırakın bakalım ne yapacaksınız? Bir uyur gezer gibi rutin olarak gündelik faaliyetleri yapacaksınız. Yüzünüzü yıkayıp kahvaltı edeceksiniz. Sonra ya okula yada işe gideceksiniz. Peki bu yaptığınız eylemleri neden yaptığınızı biliyor musunuz? Daha doğrusu ne yapmaya çalıştığınızın farkında mısınız?

Ben söyleyeyim. Farkında olmadan SÜRÜYE KATILDINIZ bile. Sürü egosuna yenilen insanlar topluluğudur. Sürünün ortak bir amacı vardır. Bu amaç kapitalizm de kendini bulur. Amaç biliçsiz olarak içinizdedir. İlerde... olmak.

Bir şey olmak istiyorsanız artık özgür değilsinizdir. Siz zaten aratılanların en şereflisisiniz. Nasıl bir kalıba girmek istediğinizi seçiyorsunuz şu anda.

Ben doktor olacağım. Okula gidiyorum. Derslerime çalışıyorum. Sonra öss yi kazanacağım sonra üniversiteyi okuyacağım sonra doktor olacağım.

Sonra?

Para kazanacağım...Evleneceğim zengin olacağım..

sonra?

ÖLECEKSİNİZ.

Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur diyor Drucker. Kendisini tanımam ama farkındalığı bildiği apaçık ortada.

Artık nereye gittiğinizi biliyor musunuz?
ÖLÜME gidiyorsunuz. Farkında olun. Ölüm tıpkı doğum gibi bir gerçektir. Fakat siz sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarsınız. Kısacık ömrünüzü mahvedersiniz. Size birisi bir ay sonra öleceğinizi çok hasta olduğunuz söyleseydi ne yapardınız?

Hala liseye gidip derse girer miydiniz?

Elbette hayır. Ne yapardınız? bir düşünün?

Yapamadığınız şeyleri yapmaya çalışırdınız. Belki korkudan dua ederdiniz. Belki ağlardınız. Ego hala devrede. Öleceğinizi bilmenize rağmen. Demek ki egodan ölümle de kurtulamazsınız.

"Olup biten şimdidir ve olması gereken zaten oluyor" (incil ecclesiastes 3:15)

Şimdiye dönmelisiniz. Anın tadını çıkarmalısınız. Kaçırdığınız her anın suçlusu egodur. Pişman olmayın üzülmeyin. Sizin bir kabahatiniz yok ki. Ego sizi üzmek için pişman eder. Keşke..ile başlayan bir cümle kurduğunuzda bilin ki ego devreye girmiştir bile.

Neden keşke dersiniz ki?

Keşke biraz daha çalışsaydım.. boğaz içini kazansaydım.

Pişmanlığın sebebine bakın. Ego sizi ilk önce boğaz içine gitmelisin diye doldurdu şimdide başaramadığınız için aynı yerden sizi bir kez daha vuruyor. Başaramamak?

Neyi başaramadınız?

Okula gitmek nedir ki. Size kitaplar verirler onları okursunuz sonrada sınavda onları sorarlar. Bu kadar basit ve saçma birşeyi mi kafanıza takıyorsunuz. Kendinizi izleyin.

Kendini izlemek TEPKİLERİ İZLEMEKTİR.

Olaylara nasıl tepkiler veriyorsunuz?

Bankada kuyruk var sıraya girdiniz. Hemen yüzünüz asılır. Neden içinizde bir sıkntı oluştu sizce. Hemen izleyin içinizi. Sebebi yok ki sıkılmanızın saçmalık bu. Sıra varsa var size ne. Siz anı yaşamaktan kaçtınız. O an sırada bekleme anınız. Etraftaki insanlara bakın banka kuyruğunda hepsinin yüzü asık hepsi stresli . ne için stres yapıyorlar? onlar ölümü unutmuşlar bile. Onlar yolun sonunu bilmiyorlar gittikleri. Siz biliyorsanız yolun sonunu üzülmek için hiçbir sebep olmadığını da bilin.

İçtiğiniz çayı izleyin, oturduğunuz sandalyeyi, tuşlarına bastığınız kılavyeyi. Baktığınız monitörü. Herşeyi izleyin. Yaptığınız olaylarla bütünleşin. Sadece yaptığınızı yapın. Foruma bir yazı yazın sadece. Başka hiçbirşey düşünmeden. Hiçbir kritere takılmadan insanlara bir şey kanıtlama çabası gütmeden.

Şuan benim yaptığım gibi kelimeler dökülüvericektir özünüzden. Bu yazdıklarımın hepsini sizde yazabilirsiniz. Yeter ki farkında olun. Benim hiçbir insandan farkım yok. Eksikliğimde yok. Hepimiz aynıyız ve eşitiz...

DURMAYIN. ODANIZDA SAKLADIĞINIZ SİZE HEDİYE GELEN KIRMIZI KALP ŞEKLİNDEKİ KOKULU KÜÇÜK MUMLARI YAKIN. BEKLEMEYİN.

Neyi bekliyorsunuz?

Alıntıdır.


Leydihan 05 Ocak 2025 20:24

Yanıt: Yeni Başlayanlar İçin Güçleri Kullanma Kılavuzu
 
Merkezlenme

Çok önemli bir kavrama geldik. Şimdiye kadar ki yeri özetlemek istedim.

İnsan iki çeşit kalkana sahiptir. Birisi içimizdeki bilinçtir. Bu bilinç bizim enerjimizdir. Bu sınırsız gücün yani yaratıcının bize nefesinden üflediği parçasıdır. Biz o enerjiyi kullanarak istersek telekinezi yaparız istersek astral seyahat yaparız istersek reiki yaparız. O enerji sonsuzdur ve saftır. Ama o enerjiyi kullanmanın bir kuralı vardır. Önce o enerjiye ulaşmak gerekir. Bu enerjinin etrafında bir engel vardır. O engel egodur. Ego kötü bir şey değildir aslında. İki kısımdan meydana geliriz.

Bilgisayar gibi düşünün. Özümüz hard disk tir. Ego ise ram dir. Ram olmadan bilgisayar çalışmaz. Ram in içinde önbellek kayıtlıdır. Önbelleğimizin yani egomuzun içinde bir program kayıtlıdır. Programla dili bilen arkadaşlar anlayacaklardır if ve else komutlarıyla yazılmış bir programdır. Bu ram biz doğduğumuzda boştur. çok kısıtlıdır. Sadece ağlamayı ve gülmeyi bilir.0 ve 1 dir. Sonra bizim ram imize ailemiz ve çevremizdekiler kendi doğrularını yüklerler. Sana şeker verirler sen susarsın. Artık if birisi sana şeker verirse = gülümse komutu egoya yüklenmiştir. Sonra if okula gitmezsen = kötü bir çocuk olursun yüklenir ... Bu böyle devam eder. Sonra çevremiz okullar öğretmenler kendi doğrularıyla egoyu doldurur. Taki ergenlik çağına kadar bir sorun yoktur.

Ergenlik çağına geldiğimizde egomuz şeytan tarafından ele geçirilir. Artık kontrol bizde değildir. Şeytan bir virüs gibi egomuzu kafasına göre değiştirmeye başlar. Artık ailemize asi gelen cevap veren tepki veren küfür eden sinirlenen bireyler oluruz. Siz 3 yaşında bir çocuğun ciddi bir şekilde kızdığını göremezsiniz. Ama 10 yaşında bir çocuk çok ciddi şekilde size tepki verir. Çünkü o artık hastalığa yakalanmıştır.

Farkındalık ise egomuzun şeytan tarafından ele geçirildiğini farketmemizdir. Farkındalık aslında kelime anlamı olarak "herşeyi farkında olarak yapmaktır. Eğer egomuzu bizim değil de şeytanın yönettiğini anlarsak şeytan bize tepkiler vericektir. Hemen komut yazmaya başlar. Bu komutlar geçmişten gelir yada gelecek üzerine hayallerdir.

if arkadaşlarınla taksime gitmezsen = rezil olursun
if ailene karşı gelmezsen=rezil olursun

=== taksime git - ailene karşı gel ===

İşte şeytanın bize yaptığı.

Biz bu olayı farkettiğimiz anda yani bu yazıyı okuduğunuz anda if komutları yoğunlaşır. şeytan artık bir müdahelenin farkındadır ve özünüzden beslenerek emdiği gücünüzü kaybetmemek için hayatınızda hiç yaşamadığınız kadar sizi sinirli ve tepkili biri yapar. Bu onun son savunmalarıdır. Artık 2 aylık ömrü kalmıştır. Özümüze ulaştığımızda varlığın gücü onu yakacak ve egomuzun tekrardan çocukluğumuzdaki gibi sahibi biz olacağız.

Peki bu okadar kolaymı?

Değil. Bize şeytanın if le yazdırdığı ne kadar komut varsa onları yani düşünceleri izleyip şeytanın gözünün için baka baka onları izlememiz sonrada onların yok olmasını beklememiz gerekir. Bu yola yükseliş yolu denilmektedir. Yükseliş yoluna giren birisi yalnız kalma eğilimine girer. İnsanlardan uzaklaşmak ister. Çenesi düşebilir çünkü. Saçmalayabilir. bunları güzel şeyler her şeyin yolunda olduğunu gösteriyor. Yüzümüzde sivilceler çıkabilir o çıkan sivilceler içimizdeki gereksiz düşüncelerin dışa atıldığının bedensel göstergesidir. Bedenimiz ruhumuz tüm varlığımız hızlı bir seferberliğe girmiştir. Egonun bize sonradan eklediği tüm komutları temizlemeye çalışır. Bilinç yani yaratıcı artık yanımızdadır. Çünkü onu bulmuşuzdur. Zaten amaç budur. Bütün dinlerin amacı budur. Kuranda anlatılan din günü budur. Artık kendi harddiskimizi kullanmaya hafiften başlarız. Zekamız açılır. Derslerimiz düzelmeye başlar. Yaratcılığımız artmaya başlar. Bu süreç devam ettiği sürece hiç pişman olmamamız gerekir. Unutmayın şeytan en ağır darbeleri sona saklamıştır.

Düşüncelerimizi izleriz. Eğer müdahele ederek düşünce yokolur. Şeytan o düşünceyi saklar sonra tekrar koz olarak kullanır. Bu yüzden izlememiz gerekir. Günde 2-3 saat izleyin. Temizlenin temizlenin. Temizlendikçe gülümseyeceksiniz. Kendinizdeki değişimi farkedeceksiniz.

işte "Merkezlenme" bu noktada çok işimize yarayacak. Merkezlenme içimizdeki özümüzden temizlenme aşamasında yardım almaktır.

Baknız size insanın 2 mekanizmadan oluştuğunu anlattım. Birincisi ego ikincisi varlık. Ego olmadan yaşayamayız dedim. Rami olmayan bir bilgisayar gibi oluruz. Peki ego tamamen yok olabilirmi?

Evet. Sadece ölüm tehditi, korku panik ve aşırı heyecan durumlarında varlık bize destek olmak için egoyu tamamen saf dışı bırakır düşünce kabiliyetimizi 0 a indirir ve bizim yerimize düşünür. Bu geçici bir durumdur. Tehlike geçince eski haline döner. Peki nasıl bir tehlike? Örnek vereyim.

Birisi sizi öldürmek için kovalıyor elinde bıçak var sizi yakaladı. Bıçağı boğazınıza dayadı. Artık ego yokolur. Siz eski sevgilinizi düşünemezsiniz o anda. Yada yarın yatıracağınız kredi kartı faturanızı. O anda varlık devreye girer ve size en mantıklı hamleyi sizin yerinize yaptırır ve en gerekli cümleleri kurar.

Lunaparka gitmişsinizdir. Gondol vardır kamikaze yada. Adrenalin dolu şeyler. Adrenalin egoyu yok eder. Bu yüzden bağımlılık yapar. Uyuşturucu kullanan insanların bağımlı olma sebebi budur. Direk harddiskten düşünürler. Ego yok olur.

Bir çok ünlü bestekarın en iyi bestelerini uyşturucu kullanrak yaptığı bilinmektedir. Tabiki uyuşturucu kullanmak geçici bir farkındalık yaratır. Kontrolsüz bir farkındalık ve düşüşünde ego geri dönünce acısını sizden fena çıkartır.

Gondola bindiğinizde çığlık atmak istersiniz. O anda yine eski sevgilinizi düşünemezsiniz. Sadece korkarsınız heyecanlanırsınız. Birden karnınızda bir gıdıklanma hissedersiniz. Göbek deliğinizin orda. Karnınız tuhaflaşır. İşte o tuhaflaşma sizin enerjiniz. Size burdayım diyor. O enerji sonsuza kadar sizinle olacak. O gerçek sizsiniz. O sizin harddiskiniz. Onun içinde tüm bilgiler kayıtlıdır. Siz sadece hatırlarsınız. Kimse yeni birşey öğrenmez sadece hatırlar. Çünkü içimizdeki yaratıcının parçası herşeyi bilmektedir zaten.

Bazen arabayla giderken yokuştan inerken de karnınız bir tuhaf olur. Heyecan sebebiyle ego yok edilip geçici olarak varlık devreye girer ve karnınızdaki çakradan size sinyal gönderir. Sinir sisteminizi kullanarak yönetimi ele geçirir. Sonra normale döner.

Eğer varlık yönetimi devralmazsa ne olur?

Akli dengenizi kaybedersiniz. Çünkü komutu yazılmamıştır egoda o olayın. Ego if komutuyla yazmadığı şeyleri yapamaz. Gondola 5. 6. kez bindiğinizde artık korkmazsınız. Varlık egoya sizin yerinize if le başlayan komut yazarak o hareketi tanıtır. Bugün hastanede yatanların büyük bir kısmının delirme sebebi budur. Bu delirme türüne otizm denilmektedir. Sinir sistemi enerji desteği alamadığı için felç geçirir.

Merkezlenme işte bu karnınızdaki gıdıklanmayı sürekli olarak yapmanız ve o enerjiyle yaşamaya alışmanızdır. O enerji siz istemediğinizde sadece belli durumlarda devreye girer.

Peki bir düşünün siz bir ressamsınız diyelim.ya o enerjiyi resim çizerken devreye sokarsanız ne olur?

Van Gogh olursunuz

Ya müzikle uğraşırken devreye sokarsanız?
Bethooven olursunuz

Ya fizile uğraşırken?

Einstein yada Edison

Ya siyasetle uğraşırken ?

Atatürk olursunuz.

(ilerde atatürkün bunları bildiğini size kanıtlayacağım kendi sözleriyle)

Öss ye hazırlanan bir öğrenci olursanız?
Derece yaparsınız

Ben samimi olduğum kişilere farkındalığı öğrettim. Ama öğretmek zordur. Tepki verirler size. Tavsiye etmem. Bana sorucaksınız sen kaçıncı oldun ben ünviersiteyi kazandıktan sonra farkındalığı öğrendim. Bir işe yaramadı sınav kısmında. Bende iş hayatıma uyarladım.

Merkezlenme nasıl olucak peki?
O kadar kolay ki bu muydu diyeceksiniz. Nefesinizi bir süre izleyin. Yavaşlatın. Sonra nefes alın mavi hava doluyor içimize sonra verdikten sonra nefesi tekrar almadan bekleyin 2-3 saniye hava tamamen boşalsın. Karnınız gıdıklandı bile bunu sürekli yapın.

Birde kendinize farklı kamera açılarından bakmaya çalışın yukardan aşağıdan arkadan. Hissetmeniz yeterli. Astral seyahatteki ters düşünme gibi.

Alıntıdır.


Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 10:03.

Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum