![]() |
Melih Cevdet Anday Köşesi
TEK BAŞINA
Ölürken çocuklarımı unuttum Küçük deniz kirpikleriyle sabah Denedim bütün sabahları. Sana sürgünümün şarabını bıraktım al Mumlarını güzelliğin ve hiçliğin Bir de kaygumun soluk ellerini. Denedim bütün ölümleri Ama görmedim büyülü ağaç Ezilmiş sevdaların giysileri. Sana ayrılığın yayını bıraktım al Bir de adını bilmediğim gökyüzünü Lamalar gibi koşar bozkırda. Oysa ölümsüzlük şuracıkta,kar Güneşi gibi doldurmuş odayı,basit, Anlamsız ve tek başına. Ayaklarım hayvan,üstüm başım bitki Denedim bütün vakitleri al Başka türlü geçmeyen bir vakitti. |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
GELİNLİK KIZIN ÖLÜMÜ
sela verilirken kalktık kahveden , cumaydı,yılın en beklemiş günü, yemeni gibi üstünde tabutun, gölge veren ağaçsız bir gökyüzü. kızın babası yanımızda,boyu nuzun, zayıf,ağzında mırıltılar, on köylü,iki subay bir tezkereci er, sıralandık ahşap mescidin avlusunda, namaz kılmadı adam,ağlamıyordu da, alnı bir uzun sabrın kabaran gelgiti, sürgün duvarı bekleyişin, dünyaya çok yakın bir gece gibi, aldık cenazeyi sarsmadan,iğreti ve hafif,gözlerimiz yerde, kayıp bir tayın izini süreriz sanki, kapılarda başları çatkılı kadınlar, sallanıyorlardı sisli giysilerinde, yüklüğe saklanmış çevreler gibi soluk, bölünmüş gibi yılın en katı ekmeği, imece sofrasında hıçkırığın, kim bilir kaç ölümden kalma saçı gibi, susmuştu çekirgelerin kabuğu, toprak kumruları güneşin, ve köpeklerin yediği kemiksiz sabah, susmuştu göğün sarnıcı,boş, cemaat yürüyordu kablumbağa gibi, mezalığa doğru yüzyılda, sarı sabırların yanından,acelesiz, ayrık otu yolmaya gidiyor sanırsın, davul vurmaya,ay tutulmuş, tarladaki yarılmış toprağı görmeye, susuzluğun kirli rengini,ayıbını, dağa taşa vurmuş açlığı, dayanan dayanır,yağsız bulgular ve ahlat, gençleri alır ölüm ilk ağızda, sabah yıldızının uğrağı, böğürtlensiz mezarlığa vardığımızda, bir melek lale sümbül dikiyordu, lalelerden birini aldı adam, girdi kızının mezarına, sarıldı,öptü,bıraktı laleyi sonra, kefenin üstüne,uykusuz. yedi çocuğu gömülüymüş,söylediler, bizi aç bırakan bu toprak açlıktan ölenlerle beslenir dediler, dönüşün bir kişi omuzladı tabutu, toz toprak içinde vardık kahveye, yaşlı adam doğru çeşmeye gitti, elini yüzünü yıkadı konuşarak kendi kendine duasız,bir tanrı gibi |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
BU KIRLANGIÇLAR GİTMEMİŞLER MİYDİ?
Giden gelen yok. Bir titreşimdir bu. Duragan fulyanın üstünde arı Bir diyapozon gibi titremekte. Kırlangıç Tarihsizdir. Belleğim sarsılıp duruyor denizde. Martı bir uçta kanat, bir uçta ses. Ya sabah, ya öğle. Gemici ve bulut, Güneş ve yağmur kıl payı bir dengede. Dolu bir boşluğu doldurup boşaltmak işimiz. Ölülerle, gecelerle, sümbüllerle. |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
HER GECE BÖYLE DEĞİLİM
Benim de öyle akşamlarım vardır. Kapıdan girince anama sarıldığım, Çocuklara karamela ve çekirdek getirdiğim, Meyhaneye uğramadan çakır keyif, Düşmanım yok, Gündeliğim cebimde, Küfretmeden Öyle tasasız döndüğüm akşamlar.. Benim de öyle akşamlarım vardır. Her gece böyle değilim. |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
YAZ SONU ŞİİRLERİ
Dün gece yağmur yağdı kente, Sonra sabah, güneşte ayıklanmış, Bir kahvede düşünüyorum, Sen geleceksin ya, dalgınlık Kopuverdi bir daldan, sallanarak Geçen bayrak açmış bir bulut, Sonra ikindi ve akşam, bakarsın, Uyurken bir daha o yağmur. 2 Fal çıktı. Köpükler içinde kaldı deniz, Tepeleme çiçek dolu bir sandal. Eylülün eskil çadırına giriyoruz, İşte, büyücü martının bozgun çağrısı, Uyurgezer yosunları delirten poyraz, Odalara sığınan ürkü yaprakları, İşte, çırpınan bir kavağın Yanlızlık sanrısı dolaşıyor bahçede. 3 Melez yapraklar, sararması yasaklanmış, Bitimsiz bir zamanın cansıkıntısında, Hatmi alı ışıklarla karıştırılan Huysuz kuşların dağıttığı rüzgar. Başka bir yüzyılın rengi bu, İlkel bir oymağın kurban sunağı, Bunamış bir papağan gibi dilsiz, Eski günler düşünde bir gökyüzü. 4 Karanlığın kuştüyleri doluştu Eşzaman balkona. Hüzün çekilmez. Tanıdığım bütün mumları yakın, Ölülerin bilinciyle arınmış. Ve geleceği onaramıyorum, O bizim sayvan çocukluğumuzdu, Yaşanır yalnız bu aylak güzlerde Gelecekten geçmişe doğru. 5 Yaz sonu durdurur sokakta, Tenha bir duvardan sarkıp, nereye böyle, Düşünsene, orda kimse yok, yalnız akşam, Telaşla düşer öne, hadi gitme, Bak işte boşalmış perde, yağmur bu, Rüzgar çıktı,düşünsene, fırtına, dolu, Lambalar yanacak nerdeyse, saat O saat değil, düşünsene. 6 Önce küçük rüzgarlar uyanırdı Dört perili kestanelikte, Güneşin ipeğini çözerdi bir tavus, Ama gerçekdışıydı sabah, Doğallığını yitirmiş bir ölüm gibi, Umarsız karşıla ikisini de. Ey perdenin önünde oynanan Dörtleme, Sen zaman değilsin, döne dur! 7 Küçük bir inanç yeter bana, Ve güze inanabilirdim, Ama biter mevsim,öteki başlar, Saf değil doğa, oyalandım Ama kanmadım, bana ne isli yağmurdan, Çinko sesinden, hem güvenemem ağaca, Düşünemem oluklardan akıp gideni, De ki, benim zamanım başka. 8 Günler kısaldı, mevsimlerde, Ve yıl, bir öğrencinin okul defterinde, Dört sayfa resim, öyle yarım yamalak ki, Doğa gibi, bir bakıyorsun kar yağıyor, Elimle bir anda dönüyorum ilkyaza, Bahçe yenilensin dursun kendini, Telepinu değilim, ölüp dirilemem, Okul defterinde bırakın beni |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
SENİ DÜŞÜNÜYORUM..
Çocukluğunu düşünüyorum Emilia Deniz boyundaki ıssız yolu sabahleyin Hani saçların, atkın uçuşurdu rüzgarda Kokusunu duyuyorum bembeyaz gömleğinin Seni kucağıma alıyorum Emilia Ben büyüttüm seni, ben yetiştirdim Bugüne bu sevdaya Toprağım ekmeğim kitabım şiirim Sen ne varsa iyiden doğrudan yana Gözümün nuru, başımın tacı, efendim |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
SEVİNCİN YARISI
Kuşlar yağmur yağdırır da Yağmur güneşi vururdu ya Ben sana gelirdim Sevincin yarısı ağzımda Zambağa birikir sabahlar Ovalar atlara binerdi Kulesine koşuşunca deniz Cebimde geceden yıldızlar Arılarla ballarla kanımda Yüreğim avuç olurdu da Sonra çeşme de olurdu ya Mutsuz dönüşler ayında Ben sana gelirdim |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
ANI.
Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak şey değil Apansız geliyor aklıma Nerdeyse gün doğacaktı Herkes gibi kalkacaktınız Belki daha uykunuz da vardı Geceniz geliyor aklıma Sevdiğim çiçek adları gibi Sevdiğim sokak adları gibi Butun sevdiklerimin adları gibi Adiniz geliyor aklıma Rahat döşeklerin utanması bundan Öpüşürken o dalgınlık bundan Tel orgunun deliğinde buluşan Parmaklarınız geliyor aklıma Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm Kahramanlıklar okudum tarihte Cağımıza yakışan vakur, sade Davranışınız geliyor aklıma Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil, unutulur şey değil Çaresiz geliyor aklıma |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ
Hava ne kadar güzel öğretmenim Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim. Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar Hepsi hepsi ortada öğretmenim. Ne olur bizde gidelim Burda kalsın iğneli karafatmalar Burda kalsın kitaplar Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar Burda kalsın hepsi Bomboş kalsın evler okullar Hapishaneler, hastahaneler... |
Yanıt: Melih Cevdet Anday Köşesi
DÜZENLİ DÜNYA
Bayılırım şu düzenli dünyaya Kışı, yazı, baharı, güzü, gecesi gündüzü sırayla Ağaçların kökü içerde Dalların başı yukarda İnsanların aklı başında Beş parmak yerli yerinde Baş, işaret, orta, yüzük ve serçe Diyelimki kalksada serçe, orta parmağa doğru yürüse Ne haddine Yahut akasyanın biri başını toprağa daldırdığı gibi bir gezintiye çıksa Merhaba kestane merhaba çam Esselamunaleyküm ve aleykümselam Kimsin nesin nerelisin derken Laf açılırmı bizim akasyanın kökünden Bir uğultudur başlar rüzgarda Kökü dışarda, Kökü dışarda Bayılırım şu düzenli dünyaya Kışı, yazı, baharı.güzü.gecesi, gündüzü sırayla Ağaçların kökü içerde Dalların başı yukarda İnsanların aklı başında Altta ölüler Üstte diriler Gel keyfim gel |
| Forum saati; Türkiye'ye göre ayarlanmış olup, şu an saat: 03:12. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
Navbar with Avatar by Motorradforum